AnasayfaAmsterdam Gezi RehberiAmsterdam Gezi Rehberi

Turlar ve tatiller ile ilgili bilgilendirme yazılarımızı, sık sorulan soruları ve en çok merak edilenleri bu bölümden takip edebilirsiniz.
https://www.tourbulance.com.tr/wp-content/uploads/2019/07/Amsterdam-Kanal--640x480.jpg

Otobüsle Avrupa Turu programlarımızda bir gece konaklama yaptığımız ve bir gün boyunca keşfetme fırsatımız olan Amsterdam şehri için Amsterdam Gezi Rehberi yazımızda Amsterdam’da gezilecek yerler, yeme içme kültürü ve gece hayatından bahsedeceğiz.

Amsterdam Gezi Rehberi: Gezilecek Yerler

180 farklı ülkeden insan yaşayan Amsterdam, 12.yy’a dayanan tarihi ile bir ticaret şehri olarak kurulmuştur. 400 köprü ile bağlanan 90 adadan oluşmaktadır ve yaşayan nüfustan fazla bisiklet barındıran bir şehirdir. Çok çeşitli kültür barındırdığından farklı yaşam biçimlerinin, dinlerin ve inançların şehirde yer bulmasına olanak sağlamaktadır. Amsterdam Gezi Rehberi yazımızda Amsterdam’da gezilecek yerleri sizler için derledik.

Amsterdam Gezi Rehberi
Amsterdam Gezi Rehberi

Dam Meydanı

Amsterdam‘ da görülmesi gereken en önemli yerlerden biri de Dam Meydanı. Sokak sanatçılarının ortak noktası olan bu meydanda çeşitli kutlamalar, gösteriler, mitingler vb. organizasyonlar da düzenlenmektedir. Yılın bazı zamanlarında lunapark bile kurulur. Meydanda birçok cafe, mağaza ve restoran bulabilirsiniz. Meydanda uzun beyaz bir sütun ve üzerinde heykeller olan Ulusal Anıt gözünüze çarpacak. II. Dünya Savaşı kurbanları anısında dikilmiş bu anıt adeta bir buluşma noktasıdır.

Kraliyet Sarayı

Büyük Avrupa Turu programlarımızda, Amsterdam‘ın merkezinde hoşça vakit geçirdiğimiz ve birbirinden güzel kadrajların yakalandığı Dam Meydanı’nda yer alan Amsterdam Kraliyet Sarayı, şehrin en önemli tarihi yapılarından birisidir. Belediye binası olarak inşa edilen saray, halen Hollanda Kraliyet Ailesi tarafından resmi törenlerde kullanılmaktadır.

Temelinde toplam 13.600 adet kazığın yer aldığı yapı, 1808 yılında Kral Louis Bonaparte tarafından kraliyet sarayına dönüştürülmüştür. Kraliyet ailesi günümüzde farklı bir yerde ikamet etse de saray günümüzde halen çeşitli törenlerde kullanılmaktadır. Kraliyet Sarayı içerisinde yer alan koltuklar, avizeler ve saatler de dahil olmak üzere mobilyaların birçoğu, Louis Napolyon’un 1808 yılında burayı kendi sarayı ilan ettiği yıldan kalmadır.

Red Light District – Coffee Shop

Dam Meydanı’nın hemen arkasında, kırmızı fenerli evler ve şehirde ilk açılan coffe shop’lar sizi karşılayacak. Burada iç çamaşırlarıyla karşınıza çıkacak kadınlar, hayatlarını bedenlerini kiralayarak kazanıyor. Coffee shoplar ise şehrin özgürlüğünün kanıtı adeta.

Rijksmuseum

Ülkenin en büyük sanat ve tarih müzesi olan Rijksmuseum aynı zamanda en çok ziyaret edilen müzelerden. Görkemli bir mimariye sahip olan müze 1800 yılında kurulmuş yani resmen tarih kokuyor. Amsterdam’daki en görülesi müzelerden biri olduğunu söylemek de yanlış olmaz. İçerisinde birbirinden farklı ve çok sayıda sanatçının eseri bulunduğundan geniş bir yelpazeye sahip.

Van Gogh Müzesi

37 yaşında intiharı sonucu hayatını kaybeden Vincent Van Gogh’un 37 seneye sığdırdığı yüzlerce eseri, mektupları, hayatına ve hayatındaki insanlara dair bilgiler içeren bir müze. 1973 yılında açılmış ve içerisinde Vincent Van Gogh’un tablolarından esinlenilmiş kartpostallar, yağlı boya çalışmaları ve hediyelik eşyalar satılıyor. Kartpostallar 1-2 € arasında değişiyor.

Stedelijk Müzesi

Konser Binası’ndan sonra yapılmış olsa da epey eski bir diğer bina da Stedelijk Müzesi’nin binası, 1895 yılında yapılmış. Aslına bakarsanız bina hala yerinde olsa da 2012 yılında yapılan restorasyonla hem sağlamlaştırılmış hem de tarihsel değerini yerle bir eden ek bir parça yapılmış yanına. Binanın tarih kokan ahşaplığının bitişiğine oldukça tezat olan ultra modern bir bina eklenmiş.

Stedelijk, içerisinde tasarım ve modern sanata dair eserler ve sanatçılardan izler bulunduran bir müze. Amsterdam halkının da oldukça çirkin bulduğu, müzenin eski binasının yanındaki “küvet” benzeri ekleme görenleri hayal kırıklığına uğratabilir. Bunların dışında, Madame Tussauds, Hause of Bols, Rembrandt House, Anne Frank House, Lale Müzesi, Peynir Müzesi, Haşhaş Marihuana Müzesi, Houseboat Museum gibi müzeler keşfedilmeyi bekleyen diğer müzelerdir.

Çiçek Pazarı

Amsterdam’ın hemen her yeri hareketli ve eğlenceli ancak gerçekten cıvıl cıvıl bir yer görmek isterseniz bu adres Amsterdam Çiçek Pazarı olmalı. Ünü dünyaya yayılmış ve hatta “dünyanın suda yüzen tek çiçek pazarı” olarak bilinen Amsterdam Çiçek Pazarı, aslında küçük de bir pazar. Toplamda 15–20 arası tezgah, dükkan var ve pazar kısa bir sokakta kurulmuş durumda. Haliyle her tezgahta durup bir şeylere baksanız bile en fazla 1–2 saatinizi alır.

Eski Kilise

Eski Kilise, Amsterdam’daki en eski ve en büyük kilisedir. Kırmızı Fener Mahallesi’nde yer alan şehrin bu ünlü dini yapısının geçmişi, kum bariyerindeki mezarlığa ahşap kilisenin yapıldığı 13. yüzyıla kadar uzanır. Günümüzdeki gotik yapı ise 14. yüzyıldan kalmadır ve tek nefli kilisenin bazilikaya dönüştürülmesi ile oluşturulmuştur. Orta Çağ ile Rönesans arasına damgasını vurmuş çeşitli mimari tarzların muhteşem bir karışımının sergilendiği kilisenin iç mekânında yer alan Katolik hazineler 1566 yılında çalınmış olsa Oude Kerk, yine de zarif vitrayları, tavan resimleri ve ünlü orguyla şehrin en dikkat çekici kilisesidir.

Yeni Kilise

Yeni Kilise, Amsterdam şehrin merkezindeki Dam Meydanı’nda yer alan, Amsterdam’ın ikinci cemaat kilisesidir. Oude Kerk cemaatinin sayıca artmasının ardından 14. yüzyılda inşa edilmiştir. Meryem Ana ve Azize Caterina’ya adanan kilise Oude Kerk’ten ayrılması için Nieuwe Kerk (Yeni Kilise) adını almıştır. Tarih boyunca birçok kez yangın çıkan kilisede birçok kez tadilat geçirilmiştir. Kilisenin yanındaki Koninklijk Paleis’in Kraliyet Sarayı’na dönüştürülmesinin ardından 1814 yılından bu yana tüm Hollanda hükümdarlarının taç giyme törenleri burada düzenlenmiş olup yapı, günümüzde çeşitli sergilere ev sahipliği yapmaktadır.

Rembrandt Evi

17. yüzyılda yaşayan Rembrandt, dönemin en önemli ressamlarından birisi olarak kabul edilirken, hala Sanat Tarihi derslerine konu olmakta ve eserleri ile büyük bir ilgi görmektedir. 1900’lü yıllara kadar Rembrandt Evi Müzesi oluşturulmadığı için yapılan çalışmalar son yüzyıllarda gerçekleşmiştir. Müzenin Rembrandt Evi Müzesi olarak adlandırılmasının en önemli sebebi ise bu evin, Rembrandt’ın kendi evi olmasıdır. Bu bakımdan müze için ressamın yaşadığı ev uygun görülmüş ve burasının hükümet desteği ile müze haline çevrilmesi ile birlikte Rembrandt Evi Müzesi yaşamaya başlamıştır.

Müzede ressamın yaşamına dair her türlü detay yer almaktadır. Öyle ki tablolarında kullandığı boya fırçalarından karalamalarına kadar her şey itinalı bir şekilde korunmuş ve müzede yerini almıştır. Aynı zamanda müze, Hollanda’daki 1600’lü yılların yaşam tarzının da yansıtılması açısından önemlidir.

Anne Frank Evi

Amsterdam‘da Prinsengracht Kanalı‘nda bulunan Anne Frank’in Evi, 2. Dünya savaşını tuttuğu günlüklerde anlatan bir Yahudi kıza adanmış. 1635 yılında yapılan müze binası, eski bir tüccara aitmiş. 1942’de Nazilerden kaçan Yahudilerden olan Frank ve Van Pels aileleri, 25 ay boyunca bu binadaki gizli bir dairede saklanmışlar. Anne Frank da, 1942 ile 1944 yılları arasında burada saklandığı süre boyunca yaşadıklarını günlüğüne kaydetmiş.

Frank ve Van Pels aileleri, bir kitaplığın arkasındaki 200 m2’lik gizli bir odada Nazilerden saklanmayı başarmışlarsa da yakalanarak Belsen veya Auschwitz’e gönderilmişler. Anne’nin babası Otto Frank hariç hepsi bu toplama kamplarda hayatlarını kaybetmiş. Evin müştemilatında bulunan günlük Auschwitz’den dönüşünde Anne Frank’in babasına iade edilmiş. Kitaplaştırılan günlükler 1947’deki ilk basımının ardından dünya çapında milyonlarca insan tarafından okunmuş ve ilgi görmüş.


Amsterdam Gezi Rehberi: Ne Yenir ?

Şehrin coğrafi konumunun etkisi ve hareketli yaşamıyla kendine has bir yemek kültürü oluşmuş. Yıllar içerisinde buraya yerleşen farklı toplulukların da katkısıyla gelişmiştir. Amsterdam’da hazırlanması zahmetli yiyeceklerden daha çok pratik ve atıştırmalık yiyecekler tercih ediliyor. Ancak etnik çeşitlilik fazla olduğundan her türlü damak zevkine uygun yiyecek bulunabilmekte. Şehre yerleşen her göçmen grubu beraberinde kendi yiyecek kültürünü de Amsterdam’a taşımış.

Islak kek çeşitleri, tuzlanmış sığır eti ve salata olarak tüketilen sebze turşularını Yahudi kesimden, Türk ve Arap kesimden dolma, kebap ve güveç çeşitlerinin yanında falafel ve döner gibi sokak lezzetlerini ayrıca etkileşimde oldukları Endonezya, İtalya, İngiltere, Yunanistan ve Japonya gibi ülkelerin de lezzetlerini lezzetlerine katmışlar. Amsterdam Gezi Rehberimizde Amsterdam’da tadabileceğiniz lezzetleri sizler için derledik.

Amsterdam’da neredeyse her sokakta bulunabilecek sokak lezzeti ise külahta patates kızartmasıdır.

Kaas

Sadece Amsterdam değil tüm Hollanda’da tüketilen gıda maddelerinden biri olan peynir. En bilinenleri Edam, Gouda ve Parrano. Amsterdam’da lezzetli Hollanda peynirlerini tatma şansını kaçırmayın.

Bitterballen

Kıyılmış dana veya sığır eti, et suyu, tereyağı, koyulaştırılmış un, maydanoz, tuz ve biber kullanılarak hazırlanan, kızgın yağda pişirilen yuvarlak köfteler.

Kroket

Un, çırpılmış yumurta ve kurutulmuş ekmek tozuna bandırılıp yağda kızartılan, öğütülmüş et, sakatat veya patates içeren, kahvaltıda, yemeklerde ordövr ve ikinci yemek olarak veya kızartılmış etlere, bonfilelere garnitür olarak sunulan kıtır kıtır bir atıştırmalık.

Vlaamse Frites

Patates kızartması. Amsterdam’da en fazla tüketilen atıştırmalıklardan biri. Külah içerisinde çeşitli boylar ile satılan patates kızartmaları üzerine çeşitli soslar dökülerek elde servis ediliyor.

Falafel

Nohut köftesi. Soğan, sarımsak, maydanoz ve çeşitli baharatlarla harmanlanan nohut, elde top haline getirildikten sonra kızgın yağda pişiriliyor. Tadını artırmak için tahin, yoğurt ve limon suyundan oluşan sos kullanılıyor.

Pannekoeken

Un, süt, tuz ve yumurta kullanılarak hazırlanan bir çeşit krep. Hem yerel halk hem de şehre gelen misafirlerin fazlaca tercih ettikleri bir atıştırmalık.

Rijkstafel

Endonezya mutfağından gelen bir lezzet. Amsterdam’daki restoranlarda aslına uygun olarak servis edilen yemek, ortaya getirilen büyük kaptaki pilav ya da erişteyle etrafına yerleştirilen daha küçük kaplardaki farklı lezzetlerin birleşiminden oluşuyor. Küçük kaplardaki lezzetler değişik tatlardaki soslardan ete, sebzeden balığa kadar farklı türden 25 çeşide kadar çıkabiliyor.

Ossenworst

Sığır etinin karabiber, sarımsak gibi güçlü aromaya sahip malzemelerle harmanlanması sonucu el de edilen bir tür sosis. Tek başına, patates kızartmasının yanında veya ekmek arasında tüketilebildiği gibi pek çok yemeğe hatta çorbalara lezzet vermesi için eklenir.

Ringa Balığı

Kuzey Denizi’nin besleyici ve vitamin dolu balığı. Hollanda’da en çok tüketilen balık çeşididir.

Stamppot

Hutspot’un içerik açısından daha zengin bir çeşidi olan Stamppot, haşlanmış patatese kimi yerde sebze kimi yerde de meyve eklenmesiyle hazırlanıyor. Amsterdam’daki pek çok restoran ve kafede bu yemek gevrek jambon, hindiba, kıvırcık lahana ve patates püresi içeriyor.

Hutspot

Haşlanmış patatese havuç ve soğan eklenerek hazırlanan bir tür püre. Ağır ateşte pişmiş sığır etiyle birlikte servis edilen püre, daha çok kış aylarında tüketiliyor.

Erwtensoep

Bezelye Çorbası, hazırlanırken bezelyenin dışında kereviz, soğan, patates, havuç, pırasa gibi malzemeler kullanılıyor.

Broodsje Haring

Restoranlarda porsiyon olarak veya büfelerde ekmek arası olarak satılan, çiğ ringa balığı, salatalık turşusu ve küp şeklinde kesilmiş soğan ile servis ediliyor.

Keibbeling

Broodsje Haring ile aynı içeriğe sahip fakat ringa balığının pişmiş olarak servis edildiği yiyecek.

Appelgebak

Özellikle Amsterdam’da tatlı deyince ilk akla gelenlerden. Elmalı tart.

Poffertjes

Küçük tatlı krepler.

Oliebol

Özellikle kış aylarında çokça tercih edilen hamurişi. Mayalı hamura kuru üzüm, elma ve narenciye eklenerek hazırlanır ve bu hamur yağda kızartılarak yenir.

Stroopwafel

İki ince waffle hamurunun arasına karamelli dolgunun sürülmesi ile hazırlanıyor

Hagelslag

Şekli itibariyle pasta süslerini andıran tatlı atıştırmalık. Kahvaltıda tost veya francala ekmek diliminin üzerine dökerek yeniliyor. Ayrıca dondurma veya sıcak süt üzerine dökülerek de tüketilebiliyor.


Amsterdam’ da Ne İçilir?

Amsterdam’da içecek denilince akla ilk olarak bira çeşitleri gelmektedir. Bu kültürün oluşmasında komşu ülke Belçika’nın payı büyük. Dünyaca ün yapmış yerel marka biraları vardır. Ayrıca başta Fransız, İtalyan ve İspanyol şarapları da büyük ilgi görmektedir. Amsterdam Gezi Rehberimizde Amsterdam’da tadabileceğiniz içecekleri sizler için derledik.

Jenever

Hollanda cini likörü olarak da bilinen bir içki türüdür. Eski ve yeni olmak üzere iki çeşidi vardır. Jonge (yeni) biraz daha yumuşaktır. Oude (eski) diğerine göre daha serttir. Hollanda’da tüketilen en önemli içkilerin başında bira gelir.

Heineken, Amstel

Heineken ve Amstel Hollanda’nın yerel bira markalarıdır.

Advocaat

Yumurta likörü. Sek ve soğuk içilir, tatlılarda da kullanılır, yoğun kıvamlıdır.

Koffie Veerkerd

Standart sütlü Kahve.

Curaçao

Curaçao adasında yetişen Laraha narenciye meyvesinin kurutulmuş kabukları ile yapılan bir likördür.

Parfait d’Amour

Limon, ağaç kavunu, kişniş, karanfil ve tarçının alkolle damıtılıp menekşe ile renklendirilmesi ile üretilir. Kokteyllerde çoğunlukla mor rengi için kullanılır ve genellikle bir Curaçao likörü tabanından oluşturulur.

Triple Sec

Acı ve tatlı portakalın kurutulmuş kabuğundan elde edilen portakal aromalı 3 kez damıtılmış bir likör olan çeşitli Curaçao likörüdür.


Amsterdam Gezi Rehberi: Gece Hayatı

Çılgın bir gece hayatı tabii ki Amsterdam’da yaşanır. Haftanın her günü sabahlara kadar süren eğlence için hangi müzik türünün sevildiği önemsiz. Her kesime ve her zevke göre müzik dinlemek ve dans etmek için sayılamayacak kadar mekan Amsterdam’da mevcut. Amsterdam Gezi Rehberi yazımızda eğlencenin doruklarına çıkabileceğiniz Amsterdam gece hayatı mekanlarını sizler için derledik.

Lux

Marnixstraat bölgesinde bulunan Lux, akşam yemeği sonrası bir şeyler içmek için ideal bir adres. Pub havasında olan mekan şık ve ferah bir ortama sahip.

Paradiso

Eski bir kilise olan Paradiso, Amsterdam’ın en otantik ve popüler mekanlarından biri. Benzersiz akustiği ve atmosferiyle dünyaca ünlü sanatçıların konser vermek için sıraya girdiği bu mekan aynı zamanda bir gece kulübü.

Club 8

Üniversite öğrencilerinin tercih ettiği Club 8 üç katlı bir mekan. Girişte genç sanatçıların eserlerinin sergilendiği bir galeri bulunurken, orta katta bilardo salonu yer alıyor. En üst kat ise gece kulübü olarak kullanılmakta. Akşamüstü bilardo oynamaya, gece ise bir şeyler içip dans etmeye gidilebilir.

Melkweg

Adını eski bir süt fabrikasından alan Melkweg, Amsterdam’ın en hareketli bölgesi ve kültürel aktivitelerin merkezi olan Leidseplein’de yer alıyor. Burası canlı müzik gösterileriyle olduğu kadar sinema salonları, tiyatrosu ve kafesiyle dikkat çekmekte. Farklı tür etkinliklere ev sahipliği yapan mekan kentin eğlence merkezlerinin başında geliyor. Eurovision turnesi kapsamında Can Bonomo’nun burada konser vermiş.

Escape

Sadece Amsterdam’ın değil, Hollanda’nın da en büyük gece kulüplerinden biri olan Escape, Rembrandtplein’in merkezinde yer alıyor. Bu mekan sadece turistlerle değil, aynı zamanda Hollandalılarla da dolup taşmakta. Escape, en iyi house, techno, electro ve tabii ki pop müzik çalmasının yanı sıra Tiesto, Kevin Saunderson ve Todd Terry gibi dünyaca ünlü DJ’lerin yetiştiği mekan olma özelliğine de sahip.

Sugarfactory

İç tasarımı oldukça basit görünse de Amsterdam’da groove ve jazz dinlemek isteyenlerin gitmek isteyeceği bir mekan. Eski bir şeker fabrikasının restore edilmesiyle bir gece kulübü haline gelen bu mekan, Melkweg’in hemen karşında yer alıyor.

Diğer şehir rehberleri için Şehir Rehberi sayfamıza göz atabilirsiniz…

https://www.tourbulance.com.tr/wp-content/uploads/2019/07/Brugge-640x480.jpg

Büyük Avrupa Turu  programlarımızda yer alan ve çok sevilen noktalardan biri olan Brugge Gezi Rehberi yazımızda Brugge’de gezilecek yerler, yeme içme kültürü ve gece hayatından bahsedeceğiz.

Brugge Gezi Rehberi: Gezilecek Yerler

Belçika’nın kuzeybatısında, Hollanda sınırına yakın bir bölgede yer alan Brugge şehrinin Kuzey Denizi’ne kıyısı bulunuyor. Belçika’nın üç ayrı bölgesinden biri olan Flaman Bölgesi‘nde yer alan Brugge 2. Dünya Savaşı’ndan çok fazla zarar görmeden çıktığı için Orta Çağ mimarisini ve şehir kültürünü gözler önüne seriyor. Orta Çağ’ı günümüze taşıyan Brugge şehri eski çağlarda ticaret için çok fazla öneme sahip bir noktaydı. Şehirde Venedikvari birçok kanal bulunduğu için “Kuzeyin Venediği” olarak da adlandırılan şehirde sandal turları da çokça yapılmaktadır. Belçika’nın geneline ve üç resmî dili olmasına nazaran bu şehirde insanların geneli Felemenkçe konuşur. Brugge Gezi Rehberi yazımızda Brugge’de gezilecek yerleri sizler için derledik.

Brugge Gezi Rehberi
Brugge Gezi Rehberi

Büyük Meydan (Grote Markt)

Brugge’ün merkezi konumunda yer alan ve 10 dönümlük alanı kapsayan Grote Markt şehrin tarihinde ve günümüzde ana meydanı olarak biliniyor. Brugge şehrinde birçok yolun buraya çıktığı bilinen bu meydan 1100’lü yıllardan kalma Belfry Çan Kulesi‘ne ve rengarenk boyalı evlere sahip. Meydanda çok sayıda birahane, çikolata dükkanı, hediyelik eşya dükkanı, eğlence mekanları, restoranlar ve küçük bir gezinti yapmak için faytonlar mevcut.

Historium Müzesi

2012 yılında adı “Historium” olarak değiştirilen bu tarih müzesi, şehrin ana meydanı olan Grote Markt’ta bulunuyor. Brugge‘nin Orta Çağ’daki ticaret merkezi olduğu zamanları gerek film gösterimleriyle, gerek dönemde kullanılan eşyaların ve döneme uygun tasarlanmış bulunduğu odaları ile yaşatıyor. Yılda yaklaşık 250.000 turisti ağırlayan bu müzenin en üst katına çıkıp yüksek bir noktadan Büyük Meydan’ı izleme imkanı bulunuyor.

Belfry Çan Kulesi

Belfry Çan Kulesi, 83 metre uzunluğa sahip kentin en belirgin simgesi halindedir. Kulenin en tepesine tırmanırken yaklaşık 400 merdiven insanları bekliyor fakat bütün şehrin manzarasını insanlara sunuyor. Grote Markt meydanında bulunan kulede 47 farklı çan sesi duyabilmenin yanı sıra her saat başı farklı bir çan sesi çalıyor. Gotik mimariye sahip Çan Kulesi 1240 yılında inşa edilmiş ve dönemde belediye arşivlerini barındırıyor ve önemli bir gözlem merkezi olarak kullanılıyordu.

Beginaj Yapıları

UNESCO Dünya Kültür Mirası Listesi’nde yer alan bu yapılarda dönemin Katolik inanışındaki dini kesimler yaşıyordu. Bir kilisenin etrafında beyaz bitişik beyaz evler, yeşillik alan ve bütün bu yapıları çevreler yüksek duvarlardan oluşuyor.

The Church of Our Lady

Kentin neredeyse her tarafından görülebilen kilise 122,3 metre uzunluğunda bir kuleye sahip. Dünya’nın ikinci en uzun tuğla yapımı kulesine sahip kilise şehrin en uzun yapısı olarak biliniyor.

Burg Meydanı

Kentin en işlek ikinci meydanı olan Burg Meydanı da hiç bir savaştan ya da kıyımdan zarar görmeyip tarihi dokusunu günümüze yansıtıyor. Tarihi belediye binası, nüfus müdürlüğü binası ve Kutsal Kan Bazilikası‘nın da yer aldığı bu meydan Grote Markt meydanına bir sokak uzaklıkta bulunuyor.

Kutsal Kan Bazilikası

Basilica of the Holy Blood(Kutsal Kan Bazilikası), Brugge şehrinde bir Roma Katolik bazilikasıdır. Hz. İsa’nın kanını ayın belli zamanlarında bağış karşılığı görebileceğiniz bazilika çok dikkat çeken bir dış görünüme de sahip. Burg meydanında bulunan Kutsal Kan Bazilikası 12. yüzyılda inşaasına başlanmış olup yapımı yaklaşık 8 asrı bulmuştur.

Minnewaterpark

İçerisinde ‘Aşk Gölü’ diye adlandırılan bir göl bulunan, yemyeşil bir çevreye sahip Minnewaterpark şehrin en uğrak noktalarından biri. Huzurlu ve romantik ortamı ile ziyaretçilerini bekleyen bu park bir efsaneye göre Minna ve Stromberg çiftinin hüzünlü aşkının yer aldığı hikayelerden dolayı ‘Aşk Gölü’nün üzerindeki köprüden sevdiğiniz ile beraber geçerseniz son anınıza kadar aşk yaşayabilirsiniz.

Old Saint John’s Hospital

Günümüzde müze olarak kullanılan Old St John Hastanesi, Avrupa’nın en eski hastanelerinden biri. 11. yüzyıldan kalma hastanenin içerisinde dönemden kalan bazı cihazlar, hastane kayıtları bulunuyor.

Tarihi Belediye Binası

15. yüzyıldan günümüze kadar korunan yapısı ile ihtişamlı tarihi gotik bir yapıya sahip belediye binası dış cep cephesinde 1000 üzerinde pencere ve birçok heykel bulunuyor.

Çikolata Müzesi

Çikolata ve kakaodan yapılma lezzetler sunulan müzede çikolata yapımı ve tarihi ile ilgili uzmanlardan bilgiler almak mümkün.

Brugge Gezi Rehberi:  Yiyecek – İçecek Kültürü

Brugge, çevre şehir ve ülkelerden de detaylar bulabileceğiniz aynı zamanda çok lezzetli ve çeşitli yiyecek ve içecekleriyle aranılan damak tadını bulabileceğiniz bir kent. Köftesinden deniz mahsüllerine, lahanasından waffle’a bir çok lezzeti bu kentte görmeniz mümkün.

Boulettes

Brugge ya da Belçika mutfağı denince ilk gözümüzde canlanan yiyeceklerin arasında olan Boulettes, soslu köfte toplarından yapılan bir yemek çeşidi. Bir çok restoranda da karşılaşabileceğimiz bu lezzet hane halkları tarafından da çokça yapılıyor. Kendine has domates sosuyla servis ediliyor.

Lahana

Lahana bu kentte özellikle kaz yağında pişiriliyor ve farklı çok lezzetli bir tat sunuyor.

Caricoles

Farklı şekillerde servis imkanı bulunan Caricoles atıştırmalık olarak deniz salyangozundan yapılıyor ve baharat soslarıyla beraber sunuluyor. Brugge sokaklarında sandviç ekmeği arasında bulmanız mümkün.

Çikolata

Envai çeşit çikolatalara sahip bu şehirde seçim yaparken çokça zorlanabilirsiniz. Ama küçük küçük hepsinden tadım yapabilirsiniz. Şehirde çok farklı noktalarda satın alabileceğiniz Belçika çikolatasını büfelerde, marketlerde, çikolata dükkanlarında bulabilirsiniz. Dünyanın hiç bir noktasında tadamayacağınız çikolata aromalarını burada bulmanız mümkün.

Waffle

Şehirde en çok tercih edilen yiyecekler arasında olan waffle, dünyaya buradan yayıldığı biliniyor. Yoğun ve zengin çeşitli çikolatalarla hazırlanan waffle kendine has dükkanlara da sahip.

Eel

“Denizden babam çıksa yerim” diyen kişiler için çok lezzetli bir yiyecek olan Eel, yılan balığından yapılıp tabaklarımıza servis ediliyor. Yanında çok çeşitli yiyeceklerle servis edilebiliyor ve farklı şekillerde pişirme yöntemleri bulunuyor.

Stoemp

Kentin çok eski yemek kültürlerinde gelen Stoemp farklı servis çeşitleri olduğu gibi genelde patates püresine havuç ve pırasa eklenerek yeniliyor. Bazen kırmızı et ve domuz etiyle beraber de tercih edilebiliyor.

Moules Frites

Şehrin birçok noktasında sokak satıcılarında ve restoranlarda bulabileceğiniz bu yiyecek midye yanında patates ile servis ediliyor ve “Moules Frites” adıyla seslendiriliyor.

Bira

Brugge‘de 400’ü aşkın bira çeşidini bulmak mümkün ve öyle ki meşhur tarihi bir birahane olan De Halve Maan’da bu çeşitlere rastlayabilir ve tarihini dinleyebilirsiniz. Envai çeşit biraların bulunduğu ve güzel bir görsel şölen sunan bira duvarını ziyaret edebilir ve bu şehirde farklı tatlarda biraları deneyebilirsiniz.

Brugge Gece Hayatı

Gündüzün ışıltısını geceye de yansıtan bu şehirde hafif müziklerden publara, birahanelerden kulüplere, sinemalardan tiyatro salonlarına kadar bir çok seçeneğiniz bulunuyor. Kaliteli alkollerin, Belçika biralarının ve İskoç viskisinin bulunduğu bu mekanlarda Avrupa tarzı bir gece hayatı deneyimleyebilirsiniz.

  1. Le Trappiste
  2. Cafe Rose Red
  3. 2be Beer Wall
  4. Staminee De Garre
  5. T’Brugsch Bieratelier

Diğer şehir rehberleri için Şehir Rehberi sayfamıza göz atabilirsiniz…

https://www.tourbulance.com.tr/wp-content/uploads/2019/07/Budapeşte-640x480.jpg

Büyük Avrupa Turu programlarımızda yer alan ve en sevdiğimiz rotalardan biri olan Budapeşte için Budapeşte Gezi Rehberi yazımızda Budapeşte’de gezilecek yerler, yeme içme kültürü ve gece hayatından bahsedeceğiz.

Budapeşte Gezi Rehberi: Gezilecek Yerler

Tuna Nehri’nin iki yakasına kurulmuş Buda ve Peşte’nin birleşmesiyle oluşmuş olan Budapeşte, Macaristan’ın başkentidir. Tarihi M.Ö. binli yıllara kadar uzanır. Bir zamanlar Roma İmparatorluğu, Avusturya – Macaristan İmparatorluğu ve Osmanlı İmparatorluğu’nun bir parçası olmuştur. Şehrin Buda kısmı Tuna’nın batısındaki tepede kurulmuş ve tarihi bölgesini oluşturmaktadır. Peşte kısmı ise şehrin ticari bölgesidir. Roma, Yunan ve Türk mimarisine sahip çok sayıda hamam bulunduran şehir “Hamamlar Şehri” olarak da anılmaktadır. Budapeşte Gezi Rehberi yazımızda Budapeşte’de gezilecek yerleri sizler için derledik.

Budapeşte Gezi Rehberi
Budapeşte Gezi Rehberi

Gellert Tepesi

Budapeşte’ye gelen her ziyaretçinin mutlaka görmesi gereken yerlerden biri olan panoramik olarak Budapeşte manzarası sunan ve Büyük Avrupa Turu kapsamında Budapeşte’de uğrayacağımız noktalardan biri. Rivayete göre ismini Pagan İsyanı sırasında bir varilin içine konulup bu tepeden aşağıya yuvarlanan Aziz Gellert’ten alıyor. Aziz Gellert Macarları Hristiyanlık ile tanıştıran kişi. Geçmişte üzüm bağları ile kaplı olan bölge günümüzde gelir düzeyi yüksek olan kesimin yaşadığı bir yer.

Parlamento Binası

Tuna Nehri kıyısında yer alan Parlamento Binası, 1885-1902 yılları arasında inşa edilmiş. Macaristan Ulusal Meclisi’nin oturumlarına ev sahipliği yapan görkemli yapı, din ve devlet işleri arasındaki dengeyi sembolize etmesi için Aziz Stefan Bazilikası ile aynı yükseklikte tasarlanmış.

Tuna Kıyısındaki Ayakkabılar

Tuna Kıyısındaki Ayakkabılar, şehrin en hüzünlü yerlerinden biri. Avrupa’nın farklı yerlerinde yaşanan Nazi Soykırımı’nın kurbanı olan Yahudiler anısına yaptırılan anıtlardan biri. II. Dünya Savaşı sonrasında Oklu Haç Partisi’nin izlediği politikalar nedeniyle ölen Yahudiler için hazırlanan tunç ayakkabılar, 2005 yılından bu yana Tuna Nehri’nin batı yakasında ziyarete açık.

Vaci Caddesi

Budapeşte’nin turistik merkezi olan Vaci Caddesi, Büyük Avrupa Turu kapsamında Budapeşte’de uğrayacağımız noktalardan biridir. Büyük Market’ten başlayıp Vörösmarty Meydanı’na kadar uzayan bir bölümden oluşuyor. Cadde boyunca ünlü markalara ait mağazalar, kafe ve restoranlar, iş merkezleri ve fast food restoranları sıralanıyor. Orta Avrupa’nın en ünlü caddeleri arasında sayılan Vaci Utca, şehre gelen her ziyaretçinin en az bir defa uğradığı bir yer.

Büyük Market

Büyük Avrupa Turu programlarımızda uğradığımız Budapeşte’de katılımcılarımızın gezmekten büyük keyif aldığı 3 katlı Büyük Market, mimarisi ve kendine has ortamıyla kentte görülmesi gereken yerlerin başında geliyor. 15 Şubat 1897’de kentte açılan 5 pazar alanının en büyüğü konumundaki tesisin giriş katı, şarküteri ve çiftlik ürünlerinin satışının yapıldığı tezgâhlara ayrılmış. İkinci kattaki stantlar ise el yapımı ürünlere, hediyelik eşyalarına ve giyim üzerine yoğunlaşmış. Bodrum katında ziyaretçileri balık halinin yanı sıra Asya’ya özgü lezzetlerin satışının yapıldığı bir dükkân ve küçük bir süpermarket bekliyor.

New York Cafe

Adını aldığı ve günümüzde otel olarak kullanılan sarayın giriş katında yer alan New York Cafe, kentte yemek yenilebilecek en lüks yerlerden bir tanesi. Binası 1890-1894 yılları arasında New York Sigorta Şirketi adına inşa edilmiştir. İtalyan Barok tarzının başarıyla yansıtıldığı kafe, aslında 19. yüzyılda kentte popüler hale gelen bir akımın son temsilcisi konumunda.

Aziz Stefan Bazilikası

Budapeşte’nin Peşte tarafında kalan ve en büyük kilisesi olan Aziz Stefan Bazilikası Macaristan’ın ilk kralı Stefan’a adanmış olup 8500 kişilik kapasiteye sahiptir. Yapımı 50 yıldan fazla süren Bazilikanın inşaatına 1851 yılında başlanmış ve 1906 yılında ancak tamamlanabilmiş. Yaklaşık 9,5 tonluk ağırlığı ile Macaristan’ın en büyük çanına sahip olan 96 m yüksekliğindeki Bazilika, aynı yükseklikteki Budapeşte Parlamento Binası ile birlikte şehrin en yüksek iki yapısını oluşturmaktadır. Şehirde daha yüksek bina yapmak yasaktır.

Zincir Köprü

Büyük Avrupa Turu programlarımızda Budapeşte şehir gezimiz boyunca sıkça kullandığımız Budapeşte’nin ilk yapılan ve en turistik köprüsü Chain Bridge; aslanlı köprü veya zincirli köprü olarak anılmaktadır. Şehri Buda ve Peşte olarak ikiye ayıran Tuna Nehri üzerinde inşa edilen bu köprü İngiliz mühendis William Tierney Clark tarafından tasarlanmıştır. 1849 yılında açılan köprünün her iki tarafında da bulunan aslanlar köprünün aslanlı köprü olarak anılmasını sağlamaktadır. Köprü, 1945 II. Dünya Savaşı sırasında oldukça hasar görüp yıkılmış. 1949 yılında ise tekrar restore edilerek halka açılmış.

Budapeşte Gezi Rehberi
Budapeşte Gezi Rehberi

Margaret Köprüsü

Margaret Köprüsü, Budapeşte’de en eski ikinci köprü olma özelliğini taşıyor. Oldukça sade bir tasarıma sahip olan köprünün altı kemeri bulunmaktadır. Köprü Buda ile Peşte arasını bağladığı gibi, her iki yakadan Margaret adasına geçişi de sağlamaktadır.

Özgürlük Köprüsü

1894-96 yılları arasında yapılan 334 metre uzunluğundaki köprünün yapımında demir ve çelik kullanılmıştır. Renginden ötürü yeşil köprü olarak da bilinir. Büyük Market ile Gellert tepesini birbirine bağlar. Rengine uygun olarak yeşil ışıkla aydınlatılan köprü geceleri olağanüstü güzel görünmektedir.

Elizabeth (Erzsebet) Köprüsü

Adını Macaristan kralı Franz Joseph’in Cenevre’de öldürülen İmparatoriçe eşi Elizabeth’den alan köprü, 1897-1903 yılları arasında yapıldı. Yapıldığı tarihte zincirli bir köprü olan Elizabeth köprüsünün güzelliği, Chain Bridge’i aratmayacak düzeydeydi fakat araç trafiğine açık olan köprü, 2.Dünya Savaşında bombalandı. Buda tarafı tamamen sular altında kaldı. Savaştan sonra aslına uygun olarak inşa edilmeyen tek köprüdür.

Balıkçılar Tabyası

Balıkçılar Burcu, Balıkçılar Tabyası gibi isimlerle de anılan Fisherman’s Bastion, Büyük Avrupa Turu programlarımızda uğradığımız Budapeşte’de en çok ziyaret edilen ve manzarasıyla ünlü yerlerden biri. Macar devletinin 1000. kuruluş yıldönümü anısına inşa edilmiştir. Orijinal ismi Halászbástya olan tabyada Macaristan’ı kuran 7 kavmi simgeleyen 7 kule bulunuyor. İçerisinde Matthias Kilisesi ile birlikte birkaç meydan ve simgesel yapıyı bulunduran tabyanın surları, günün her saati ziyaretçi ve sokak müzisyenleri ile dolup taşıyor.

Matthias Kilisesi

Kale Tepesi’ndeki Trinity Meydanı üzerindeki Matthias Kilisesi, hareketli geçmişi ve göz alıcı mimarisi nedeniyle Budapeşte’ye gelen ziyaretçilerin uğrak noktalarından. Adını, 15. yüzyılın ikinci yarısında hüküm süren ilerici ve sanat düşkünü kraldan alan dini yapı, ilk olarak 1255’te inşa edilmiş. Ancak günümüzdeki görünümüne 19. yüzyılın sonlarında kavuşmuş. Kale bölgesinin en eski yapılarından birisi olan kilise, Osmanlı tarafından camiye çevrildiği dönem dışında kral ve kraliçelerin taç giyme törenlerine ev sahipliği yapmıştır.

Kahramanlar Meydanı

Budapeşte’nin en önemli meydanı olan Kahramanlar Meydanı’nın orijinal ismi Hősök Tere. Macaristan’ı kuran 7 kavmi simgeleyen 7 heykelin yer aldığı meydan, devletin kuruluşunun 1000. yılı şerefine 1896 yılında tamamlanarak hizmete girmiştir. Karşıdan bakıldığında solda Budapeşte Güzel Sanatlar Müzesi, sağda Budapeşte Ulusal Sanat Sarayı bulunan meydan, en önemli çekim merkezleri arasındadır. Şehrin bürokrasi caddesi olarak da bilinen Andrassy Caddesi bu meydandan başlamaktadır. Türkiye Cumhuriyeti Büyükelçiliği’nin de bulunduğu cadde aynı zamanda Macaristan’ın ilk metro hattının geçtiği güzergaha sahip.

Andrassy Caddesi

Şehir Parkı ile kent merkezi arasında ulaşıma kolaylık getirmesi için 1872-1885 yılları arasında inşa edilen Andrassy Caddesi, geniş yapısı ve etrafını çevreleyen mağazalar,  yeşil alanlar nedeniyle Budapeşte’nin Şanzelize‘si olarak adlandırılıyor.

Terör Evi Müzesi

Andrassy Caddesi üzerindeki göz alıcı binasında 2002’den beri ziyaretçilerini ağırlayan Terör Evi Müzesi, sadece Budapeşte halkına değil tüm Macaristan’a acı dolu zamanlar yaşatan Nazi ve Sovyet işgalleri ile ilgili çarpıcı bilgiler barındırıyor. Müze için bu binanın seçilmesinin ana nedeni her iki dönemde de yapının yerel halktan bireylerin sorgulanmalarına, işkence görmelerine ve infazlarına şahitlik etmesi olarak gösteriliyor.

Buda Kalesi

İlk bölümü 1265 yılında tamamlanan Buda Kalesi, Kraliyet Sarayı olarak da isimlendiriliyor. Osmanlı Dönemi’nde Kızılhisar ya da Buda Kalesi olarak da bilinen kale, Tuna Nehri’nin kıyısında görkemli bir manzaraya sahip. İçerisinde Tarih Müzesi, Ulusal Galeri ve Szechenyi Kütüphanesi’nin yer aldığı yapı, Budapeşte manzarasını izlemek için mutlaka uğranılması gereken yerlerden.

Margaret Adası

Üzerinde geniş bir park alanı ve çok sayıda tarihi yapı bulunan Margaret Adası. Tuna Nehri üzerinde 2,5 kilometre uzunluğunda alanı kaplıyor. Geçmişte ulaşım sadece su yolundan sağlandığı için ada din adamları tarafından uzun süre inziva yeri olarak kullanılmıştır. 19. yüzyılın başında ise kara parçasını kraliyet ailesi sahiplenmiş ve kendileri için yazlık mekâna dönüştürmüşler. Kaplıcaların da inşa edildiği 1869’da halka açılan ada köprülerin tamamlanmasıyla hem yerel halk hem de turistler için sıkça tercih edilen bir yere dönüşmüş.

Dohany Sokağı Sinagogu

3.000 kişilik kapasitesiyle Avrupa’nın en büyüğü konumundaki Dohany Sokağı Sinagogu, 1854-1859 yılları arasında Viyanalı Mimar Ludwig Förster gözetiminde inşa edilmiştir. Tasarımında Bizans, Gotik ve Romantik üslupların öne çıktığı dini yapının dış kısmı daha sade bir görünüme sahipken, Frigyes Fsezl’ın imzasını taşıyan iç kısmı oldukça renkli ve görkemli atmosfere sahiptir.

Opera Binası

1875’te başlayan inşa süreci 1884’te tamamlanan Opera Binası, Aziz Stefan Bazilikası’nın tamamlanmasında büyük payı olan Miklos Ybl’ın imzasını taşıyor. Ünlü mimar binayı tasarlarken Neo-Rönesans üslubuna ağırlık verirken, binanın görkemini arttırmak için yer yer Barok unsurlar kullanmış. Aralarında Verdi, Mozart, Tchaikovsky ve Beethoven’ın da bulunduğu 16 büyük bestecinin heykelleriyle süslenmiş tarihi yapının salonunun tavanında Yunan Mitolojisi’ndeki tanrıları tasvir eden görkemli bir fresk de yer alıyor.

Varosliget Parkı

Budapeşte’nin şehir parkı olan Varosliget, 302 dönümlük geniş bir alan üzerinde kurulu. Kahramanlar Meydanı’nın arkasındaki köprüden girilen şehir parkı içerisinde gölet, hayvanat ve botanik bahçesi, sirk, lunapark, termal banyo ve yüzme havuzu, ulaşım müzesini barındırıyor. Gölet üzerinde deniz bisikleti ve kanolarla dolaşmak mümkün. Gölet çevresindeki kafeler de uygun fiyata oldukça kaliteli hizmet veriyor.

Vajdahunyad Kalesi

Tıpkı Kahramanlar Meydanı gibi 1000. yıl kutlamaları çerçevesinde mukavva ve ahşap malzeme kullanılarak inşa edilen Vajdahunyad Kalesi, başlarda geçici bir esermiş. Ancak Romanya’daki aynı adlı kalenin bire bir kopyası olan dev boyutlu maket çok fazla ilgi görünce 1904-1908 yılları arasında şimdiki görünümünü kazandığı inşa sürecine alınmış. Çeşitli mimari tarzların tasarımında başarıyla harmanlandığı kalenin içerisinde günümüzde Avrupa’nın en büyük tarım temalı müzesi faaliyet gösteriyor. Ön tarafında deniz bisikleti kiralayarak gezebileceğiniz bir gölet bulunan ikonik yapı ayrıca her yıl Yaz Müzik Festivali’ne ve Noel Pazarı’na ev sahipliği yapıyor.

Termal Havuzlar

Budapeşte’de Roma Dönemi’ne kadar kullanılmamış olan sular Osmanlı Dönemi ile birlikte kullanılmaya başlanmıştır. Son yıllarda gece kulüplerinde de bulunan bu termal havuzlar genelde şifa amaçlı kullanılmaktadır. Budapeşte’de Kiraly, Rudas, Veli Bej gibi Osmanlı Dönemi’nden kalma bir çok hamam bulunmaktadır. Termal hamam ve havuzlardan oluşan Szechenyi Hamamı oldukça popülerdir ve 18 ayrı havuza sahiptir.


Budapeşte Gezi Rehberi: Ne Yenir?

Yemeklerin her zaman çorba ile başladığı Macaristan’ın elbette ki çorbaları meşhurdur. Büyük Avrupa Turu kapsamında Budapeşte’de Macaristan’a özgü yemekler tatmak olmazsa olmazlardandır. Bir süre Osmanlı himayesinde kalması sebebiyle de Macar yemeklerinde Osmanlı döneminin izlerini görmek mümkün. Doyurucu çorbalar, güveçler ve hamur işleri Macar mutfağı lezzetlerinden bazılarıdır.

Macar yemeklerinde genelde yerel baharatlar kullanılır. Ana yemeklerde et yemekleri genelde patates, makarna veya pirinç ile bir arada servis edilmektedir. Mevsim sebzelerinden oluşan turşu ya da salata yemeğe eşlik eder. Budapeşte Gezi Rehberimizde Budapeşte’de tadabileceğiniz lezzetleri sizler için derledik.

Pörkölts

Sığır eti veya domuz eti ile yapılan yahniye benzer bir yemek.

Gulaş

Kuşbaşı et ve çeşitli sebzeler ile birlikte yapılan meşhur çorba.

Halaszle

Paprikalı bir balık çorbasıdır.

Fözeleks

Taze fasulye, kabak ve mercimeğin sütlü bir sosla karıştırılarak yapıldığı bir tür sebze yemeğidir.

Nokedli

Makarna ile noodle arası bir görüntüye sahip hamur işi.

Paprikas

Macaristan’da her yemeğin olmazsa olmazı paprikadır yani kırmızı biber. Bolca paprika, et ve krema işin içine girince Paprikas karşımıza çıkıyor.

Libamaj

Kızarmış kaz ciğeridir.

Lesco

Domates, sarı biber, tuz ile terbiye edilmiş soğan ve bol miktarda kırmızı biber içeren bir sebze güvecidir.

Töltött Kaposzta

Etli lahana sarmasıdır.

Pogacsa

Macaristana özgü poğaça.

Kifli

Kahvaltıda reçel ve tereyağlı veya sade yenilebilen Macar kruvasanıdır.

Langos

Üzerine çeşitli sos ve peynirlerin koyulduğu bir hamur kızartmasıdır.

Strudel

İnce bir hamura sarılmış ve üzeri pudra şekeri ile tatlandırılmış, içi pişmiş elmadan meydana gelen bir tür hamur işidir.

Retes

Meyveli yufka tatlısıdır.

Kurtoskalacs

Bir merdanenin etrafına sarılı tatlı hamur odun ateşinde kızartılarak şekere bulanır ve üzerine fındık, şekerleme, badem vs. bir çok şey ekletilebiliyor.

Dobos Torta

5 katlı ve her bir kat arasında çikolata bulunan bir çeşit pasta.

Palançinka

Bir tür krep. Cevizli, bademli, peynirli ya da çikolata sosu sürülerek yeniliyor.


Budapeşte Gezi Rehberi: Ne İçilir?

Budapeşte Gezi Rehberimizde Budapeşte’de tadabileceğiniz içecekleri sizler için derledik.

Palinka

Boğma rakı gibi damıtılma usulü ile yapılan yüksek alkollü bir içki. Her türlü meyveden yapılsa da erikli ve armutlu olanı bolca tercih ediliyor. Geçmişte bir çok yörede halk tarafından ilaç olarak görülmüştür. Soğuk algınlığı ve pek çok hastalığa iyi geldiği düşünülmüştür. Yüksek alkollü olduğundan küçük kadehlerde az miktarda içilir. Yarım desi yaygın kullanılan bir addır. Halk arasında miktar belirlemek için “bir parmak” veya “yüzük kadar” deyimleri kullanılır.

Tokaji

Yapımında küflü üzüm kullanılan meşhur Macar şarabı. Beyaz ve tatlıdır. Özel günlerde içilir.

Unicum

40 Çeşit Macar bitkisinden yapılan bu likör yemeklerden önce aperatif olarak içiliyor.

Egri Bikaver

Türkçesi “Boğa Kanı” anlamına gelen Macaristan’ın meşhur şaraplarından.

Fröccs

Şarabın içine soda eklenerek tüketilen halidir.

Törley

Fiyatı uygun ve içimi keyifli olan bir Macar şampanyasıdır.

Dreher, Borsodi, Soproni

Macaristan’ın çokça tüketilen yerel bira markalarıdır.

Budapeşte Gece Hayatı

Budapeşte’nin gece hayatı oldukça renklidir ve her kesime hitap eden farklı türde gece kulüpleri barındırır. Gece hayatının kalbi ise “Ruin” Türkçeye “harabe, yıkıntı” diye çevrilen barlarda atmaktadır. Bu kavram 10 yıl kadar önce Szimple Kert ile başlamış ve yeni mekanlarla devam ediyor. İkinci dünya savaşından sonra terk edilmiş yıkık dökük binaların değerlendirilmeleriyle oluşturulmuş, restore edilmeden sağdan soldan bulunan materyaller ile antikalarla ya da bazı sanatçı eserleriyle bezenmiş mekanlar Budapeşte’de görülmeyi bekliyor. Budapeşte Gezi Rehberimizde Budapeşte ve Orta Avrupa’ya özgü gece hayatı mekanlarını sizler için derledik.

Szimple Kert

Ruin Bar kavramını ortaya çıkartan “Sade Bahçe” Budapeşte’nin kült mekanlarından. Dünyanın her yerinden öğrencilerin ve turistlerin uğrak yeri olan mekan, önceleri bir açık hava sinemasıymış. Sinema olarak işlevini kaybettikten sonra kaderine terkedileceğine başlı başına yeni bir akım başlatacak kadar güzel bir kafe-bar-konser alanına dönüşmüş. Mekanın dekorasyonu da çok yaratıcı ve yıkıntı konsepti ile uyumlu. Banyo küvetinden ve araba parçalarından koltuklar, alafranga tuvaletlerden saksılar, varillerden masalar. Bahçesi de içerisi de ayrı keyifli.

Instant

Tam bir labirent gibi olan mekan aslında üç katlı iki büyük eski apartmanın ortada bir avlu oluşturmasıyla oluşmuş. Apartmanların daireleri de hem müziğin hem dekorasyonun kendi içinde değiştiği barlar olarak dönüştürülmüş. Bu nedenle burası Budapeşte’nin en büyük ve en fantastik ruin barı.

Doboz

Dışarıdan bakıldığında ismi gibi Doboz yani  “kutu” şeklinde tasarlanmış bir mekan. Derme çatma malzemelerden yapılmış devasa heykellerden oluşan yaratıcı iç dekorasyonu ile görülmeye değer ruin barlardan. Mekandaki her detay incelikle düşünülmüş. Bu nedenle kendisini diğerlerine göre daha üst sınıf bir ruin bar olarak düşünebiliriz. Mesela kılık kıyafet burada önemli.

Morrison’s 2

Budapeşte’nin devasa gece kulübü. Öğrencilerin favori mekanı Morrison’s 2. bir kere gidenin vazgeçemediği Morissons’ta giriş ücreti ortalama 1000 forint ve etkinliklere göre genellikle ücretsiz.

Ötkert

Budapeşte gece hayatı denildiğinde ilk akla gelen yer. Ötkert, Budapeşte’nin en bilinen gece kulübü. Diğerlerine göre biraz daha lüks. Meşhur Bazilika Kilisesinin hemen karşı sokağında bulunuyor. Özellikle Cuma günleri çok hareketli. Fiyatlar diğer gece kulüplerine oranla biraz daha pahalı. Giriş ücreti ortalama 2000 forint.

Diğer şehir rehberleri için Şehir Rehberi sayfamıza göz atabilirsiniz…

https://www.tourbulance.com.tr/wp-content/uploads/2019/07/Cannes.--640x480.jpg

Cannes, Fransa’nın varlıklı insanlarının yaşadığı yer olarak bilinen güneydeki Fransız Rivierası’nın en ünlü şehridir. Cannes Gezi Rehberi yazımızda gezilecek yerler, yeme içme kültürü ve gece hayatından bahsedeceğiz.

Cannes Gezi Rehberi: Gezilecek Yerler

Cannes, Fransa’nın varlıklı insanlarının yaşadığı yer olarak bilinen güneydeki Fransız Rivierası’nın en ünlü şehridir. Yaz aylarında düzenlenen Cannes Film Festivali ve deniz tatili için gelen ziyaretçiler ile dolup taşmaktadır. Önceden bir balıkçı kasabası olarak bilinen bu şehir, günümüzde oldukça popüler bir destinasyon, çekici ve pahalı bir sahil kasabasına dönüşmüştür. Cannes Gezi Rehberi yazımızda Cannes’de gezilecek yerleri sizler için derledik.

Cannes Gezi Rehberi
Cannes Gezi Rehberi

Le Squet

Tarihi yapıtlarla ve rengarenk sokaklarla çevrelenmiş olan Le Suquet (Eski Şehir), şehrin sinemacılık ruhunu yansıtan en önemli bölgelerin başında geliyor. Dar sokaklarda karşınıza çıkan binaların birçoğunda, ünlü oyuncuların ve filmlerin resimlerine yer veriliyor. Cannes’ın tepesinde bulunan balıkçı köyüne yürüyerek veya tren yoluyla çıkabilir, huzur içinde şehir manzarasını seyredebilirsiniz.

Promenade de la Croisette

2 km uzunluğunda olan Promenade de la Croisette, şehrin en ünlü sahil yolu olarak biliniyor. Muazzam Akdeniz manzarasına sahip olan yolun üzerinde rahatlıkla kafe, restoran ve alışveriş merkezi bulmanız mümkün. Renkli ve canlı dokusu atmosferin her daim koruyan caddede, Cannes Film Festivali binasına da rastlanılıyor. Bu bölgeye geldiğinizde, eğlence dolu anlara şahit olabilir ve kırmızı halı üzerinde birbirinden farklı fotoğraflar çektirebilirsiniz.

Palais des Festivals et des Congres

Palais des Festivals et des Congres, müzik – tiyatro etkinliklerinde stüdyo görevi görüyor. 35.000 metrekarelik sergi alanı ve 15 oditoryumu ile heybetli bir görüntü çizen binada, her yıl 40-50 civarında mesleki etkinlik düzenleniyor. Ayrıca her yıl yapılan Cannes Film Festivali’ne de ev sahipliği yapıyor.

Musee de la Castre

Cannes’a özgü etnografik eşyaların barındırıldığı Musee de la Castre, sanatsal dokusu ile şehrin en önemli simgeleri arasında yer alıyor. Deniz hazinelerinden, çalgılara kadar pek çok koleksiyonu bir arada görebilmenizi sağlayan müzeyi, Le Suquet bölgesine geldiğiniz zaman ziyaret edebilir ve şehrin panoramik manzarasını izleyebilme fırsatı elde edebilirsiniz.

ILes de Lerins

Iles de Lerins, sarı ve ince kumsalları sayesinde turistler tarafından sıklıkla rağbet görüyor. Sakin atmosferi ile büyüleyen ve okaliptüs ağaçları ile çevrili olan adada, 16. yüzyıldan kalma bir keşiş manastırı göze çarpıyor. 17. Yüzyıl Demir Maskeli Adam Hikayesi ile ün kazanan ve tekne ile şehir merkezine 20 dakikalık ulaşım sağlayan adanın masmavi denizi ve yeşil dokusu, gezginleri doğa ile iç içe olan bir atmosfer içerisine dahil ediyor.

Eglise Notre-Dame-d’Esperance

Antik korunaklı yapısı ile bilinen Eglise Notre-Dame-d’Esperance, şehrin en ihtişamlı kilisesi olarak büyük önem arz ediyor. İlgi çekici mimarisi ile hoş bir görünüm veren yapıt, şehrin merkezi noktası olan Castre Meydanı üzerinde karşınıza çıkıyor. Bruno Legrand ismindeki mimar tarafından 1997 yılında tamamlanan kilisenin en özgün noktasını ise ön kısımda yer alan büyük yapıdaki cam duvar oluşturuyor.

Vieux Port

Lüks ve devasa boyuttaki yatlarla zenginleştirilen Vieux Port, Le Suquet bölgesine oldukça yakın bir lokasyonda bulunuyor. Cannes’ın en güzide duraklarından birini temsil eden liman, yat marinası sayesinde bölgede dinamik bir şehir hayatı şekillendiriyor.

Allee des Etoiles Cannes

Ünlü isimlerin el izlerini taşıyan Allee des Etoiles Cannes (Walk of Stars), özellikle Hollywood‘a gitmeyenler tarafından mutlaka ziyaret edilmeyi hak ediyor. Allée des Stars caddesinde görülen ve “Şöhret Yürüyüşü Alanı” olarak tanımlanabilen kaldırım, 400’den sonra yıldızın imzalı el baskılarını sembolize ediyor. Charlie Chaplin,  Robert de Niro,  Francis Ford, Sophia Loren ve Coppola, Lelouch gibi ünlü simaların el izlerini yansıtan mekanı, üstelik haftanın her günü ziyaret etme şansına sahipsiniz.

Rue d’Antibes

Şehrin en elverişli alışveriş caddelerinden birisini oluşturan Rue d’Antibes, dünyaca ünlü pek çok markaya ev sahipliği yapıyor. Lüks moda mağazaları ile çevrelendiği için özellikle kadınların uğrak noktası olan cadde üzerinde, şarap barları, restoranlar, pastaneler ve tasarım dükkanları da mevcut.

Hotel de Ville

Dikdörtgen yapıda tasarlanan Hotel De Ville isimli Belediye Sarayı, neoklasik dor sütun üzerinde yükseliyor. Heykel eklemeleri ile birlikte benzersiz bir görüntü yakalayan yapıtın dış duvarında, Fransız aktris Sophie Marceau’nun yüzü resmediliyor.

Rue Meyandier

Araç trafiğine kapalı olduğu için rahat bir şekilde gezilebilen Rue Meynadier, alışveriş tutkunlarının gezebileceği popüler sokaklardan birisini oluşturuyor. Modaya uygun kıyafet seçeneklerine sahip butikçiler, seçkin AVM’ler, takı tasarımcıları ve kafeler, bölgenin modern yaşantısına hareketlilik katıyor.

Marche Forville

Rue Louis Blanc yakınlarında kurulan Marche Forville Pazarı, zengin ürün yelpazesi sayesinde hem şehir halkının hem de gelen ziyaretçilerin ihtiyaçlarını karşılıyor. Mekanda meyve, sebze, peynir, zeytin, konserve gibi gıda ürünlerinin yanı sıra Fransız şarabı gibi bölgeye özgü tatların satışı da gerçekleştiriliyor. Hediyelik eşya satan küçük dükkanlarla, restoranlarla ve cafelerle çevrili olan pazar yeri, kapalı olduğu için her dönem rahat bir alışveriş keyfi sunuyor.

Cannes’de Ne Yenir?

Akdeniz ikliminin hakim olduğu bu bölgede, tipik akdeniz yemekleri, liman şehri olması sebebiyle oldukça çeşitli deniz ürünleri masalarda bolca yerini alıyor. Fransız mutfağı başta olmak üzere, Avrupa’nın farklı kültürleriyle de harmanlanmış lezzetler ziyaretçilerini bekliyor. Cannes Gezi Rehberi yazımızda Cannes’de tadabileceğiniz lezzetleri sizler için derledik.

Soupe au Pistou

Kabak, sarımsak, havuç gibi çeşitli sebzelerden yapılan çorbadır.

Confit de Canart

Ördek Konfi, Fransız mutfağının vazgeçilmezleri arasındadır. Dövülmüş sarımsak ve tuz ekleyerek kendi yağı ile uzun bir süre pişirilen ördek eti, pişirildikten sonra yanında fırınlanmış patates, dağ kekiği gibi ürünlerle servis edilebiliyor.

Salyangoz(Escargot)

İçerisine krema, maydanoz, tuz, karabiber atılan salyangozlar tereyağı ile karıştırıp fırında kısa bir süre pişirildikten sonra servis ediliyor.

Krep

Neredeyse her caddede bulabileceğiniz yiyeceklerin başında yer alan krep, tatlı ve ya tuzlu çeşitleri bulunabiliyor.

Kurbağa Bacağı

Ülke mutfağında önemli bir yere sahip olan kurbağa bacağı; iyice temizlenip kızartılıyor. Üzerine kekik, tereyağı ve sarımsak ekleniyor. Kızartılmış ekmek ile servis ediliyor.

Soğan Çorbası

Et suyu, soğan ve un ile yapılan çorbayı kızartılmış ekmek ile birlikte servisini görebilirsiniz.

Croque Monsieur-Madame

Salam ve eritilmiş peynir ile yapılan bir çeşit tost diyebiliriz. Artık ülkemizde de çokça görebildiğimiz bu tostlardan Croque Monsieur salam ve peynirli olanı, Crouqe Madame ise bunlara ilave üzerine yumurta kırılmış halidir.

Steak Tartare

Sinirleri ayıklanmış bonfile etini en küçük parçalara ayırarak yan malzemeleri olan kıyılmış biber ve maydanoz ile karıştırılıp ekmek üzerinde servis edilir. Üzerine çiğ yumurta da kırılan steak tartare çiğ yenilen bir et türüdür.

Entrecote

Dananın en lezzetli yerlerinden biri olan Antrikot etini Fransız mutfağında çokça görebiliriz.

Le Pan Bagnat

Harika bir ton balıklı sandviç. Ekmek olarak bazı yerler baget kullansa da bazı yerlerde hamburger ekmeği kullanılıyor.

Foie Gras

Ördek yağı, arpacık soğanı, tuz ve karabiber ile pişirilen kaz ciğeri, kızarmış ekmek ve bal ile birlikte servis ediliyor.

Tartalette

Küçük küçük envai çeşit tartları Fransız mutfağında çokça karşılaşabilirsiniz.

Croissant

Ülkemizde de çokça yayılan kruvasan kahvaltılarda çok tercih ediliyor.

Steak Frites

Çeşitli sebzelerle birlikte servis edilen ızgara biftektir.

Beef Bourguignon

Kırmızı şarapta bekletilmiş biftek, sarımsak, soğan, mantar ve taze sebzelerle hazırlanıp servis ediliyor.

Nicoise

Genellikle marul, domates, haşlanmış yumurta, ton balığı, zeytin, ançuez ve yeşil fasulyeden oluşan bir salatadır.

Moules Mariniere

Şarap soslu istiridyedir.

Bourride

Bir çeşit balık yahnisidir.

Ratatouille

Karabiber, kekik, nane ve diğer baharatlarla tatlandırılan bir sebze yemeği. Yüksek ısıda, çok az yağla kısa sürede pişirilen sebzeler daha sonra fırınlanıyor.

Cassoulet

Ördek, domuz, keçi veya inek etiyle kuru fasulyenin yavaş ve çok uzun sürede pişirilmesiyle elde edilen bir yemek.

Iles Flottantes

Adı vanilya sosu içerisinde yüzen bezelerden dolayı aslında “yüzen ada” anlamına gelen tatlı klasik bir tatlı.

Clafoutis

Meyve sosu içerisinde kek denilebilecek Clafoutis’in orjinali kirazla yapılıyor. Ancak mevsimine göre farklı meyvelerle yapılmış seçenekler de son derece yaygın

Sufle

İçi erimiş çikolatadan oluşan kakaolu kek.

Creme Brulee

Fransız mutfağından dünyaya uzanan bu tatlı yapımı için; toz şeker ve vanilya ile karıştırılan yumurtası sarısı kaynatılmış süt ve kremaya ekleniyor ve bunlar tereyağı ile karıştırılıyor. Fırında uzunca bir süre pişirildikten sonra üzerine esmer şeker ekleniyor. Meyvelerle, nane yaprakları ile bir kapta servis edilebiliyor.

Makaron

Fransa’da rengarenk ve çok fazla çeşidi bulunan makaronlar çay ya da kahvenin yanında çokça tercih ediliyor.

Cannes Gezi Rehberi: Ne İçilir?

Cannes Gezi Rehberi yazımızda Cannes’de tadabileceğiniz lezzetli içecekleri sizler için derledik..

St. Hanorat

Adını aldığı, 5. yüzyıldan beri bir keşiş topluluğuna ev sahipliği yapan adada üretilen üzümlerden yapılan şarap.

Soixante Quinze

Cin, şampanya, şeker ve limon suyu ile oluşturulan bir kokteyl.

Café au Lait

Bir tür sütlü kahve.

Citron Pressé

Buzla dolu uzun bir bardakta taze sıkılmış limon, su ve şeker karışımı bir içecek.

Kır/Kır Royal

Şampanya kadehinde servis edilen, beyaz şarap veya şampanya ile Crème de cassis (kan renginde, tatlı, kuş üzümü aromalı bir likör) karışımından oluşan bir aperatif kokteyl.

Pastis

Güçlü bir anason veya meyan kökü tadı olan, tipik olarak sütlü, canlandırıcı bir tad oluşturmak için maden suyu ile seyreltilerek yapılan bir içecek.

Chocolate Chaud

Sıcak çikolata veya sıcak kakao, genellikle eritilmiş çikolata veya toz kakao, sıcak süt veya su ve şeker içeren sıcak içecek.

Lea D’Asco

Absint, cin ve lillet likörü ile oluşturulan bir içecek.

Sherry Cherie

Curracao likörü, demirhindi suyu ve şampanya ile oluşturulan bir içecek.

Capri C’est Fini

Kiraz domatesleri, fesleğen, balzamik sirke, şeker kamışı ve Rom ile yapılan bir kokteyl.

Tijuana Swizzle

Tekila, biber şurubu, kayısı, zencefil ve misket limon ile yapılan bir kokteyl.

Chamber G n T

Citadelle cin ve Feverfew tonik ile yapılan ve bir menekşe ile süslenmiş içki.

Bloody Mary

Taze üzüm domatesleri, barbekü acıları ve kızılcık suyu ile yapılan bir kokteyl.

1789 Bastille

Bastille viski, baharatlı bir aperatif olan Bonal Quina ve Lillet ile oluşturulan bir içki.

La Piste Verte

Meyve suyu, votka ve bal karışımı bir içecek.

Bordeaux: Yerel şarap markası
Cote du Rhone: Yerel şarap markası
Corbier: Yerel şarap markası
Muscadet: Yerel şarap markası

Cannes Gece Hayatı

Çeşitli festivaller ve yaz tatili anlamında mevsimsel olaral nüfusu değişen bir şehir olduğundan, gece hayatında da bu durum etkilidir. Yaz aylarında daha kalabalık ve pahalı olan mekanlar, kışın daha az kalabalık ve yaza göre ucuzdur. Cannes Gezi Rehberi yazımızda Cannes’de gece hayatının aktığı mekanları sizler için derledik.

Gotha Night Club

Nisan başından eylül sonuna kadar açık olan bu gece kulübü Cannes’in elit kulüplerinden biridir. Özellikle film festivali döneminde dünyaca ünlü oyuncuları burada görmek mümkündür.

Baoli Night Club

Yine yaz aylarında dolup taşan şehrin diğer şık bir gece kulübüdür.

Disco 7

Uygun fiyatlı bir gece kulübüdür. Genelde turistler eğlenmek için burada takılır.

Le Must Night Club

Kokteyl sevenler ve uygun bir mekan arayanların adresi Le Must’tır. Sabahın ilk ışıklarına kadar süren eğlence gece boyu durmaksızın devam etmektedir.

Barrel Pub

Sadece içkisini alıp hem kafa dinleyip hem güzel ve şık bir mekanda oturmak isteyen ziyaretçilerin takıldığı bir mekan.

Diğer şehir rehberleri için Şehir Rehberi sayfamıza göz atabilirsiniz…

https://www.tourbulance.com.tr/wp-content/uploads/2019/07/Floransa-640x480.jpg

Kuzey İtalya’da bulunan FloransaArno Nehri etrafına kurulmuş şehirde birçok sanatçı ve bilim adamı yaşamış ve ilham almışlardır. Geçmişte olduğu gibi bugün de İtalya ve Avrupa’nın önemli ticaret şehirlerinden biridir. Floransa Gezi Rehberi yazımızda gezilecek yerler, yeme içme kültürü ve gece hayatından bahsedeceğiz.

Floransa Gezi Rehberi: Gezilecek Yerler

Rönasans’ın doğum yeri olarak kabul edilen ve bir zamanlar İtalya Krallığı‘na başkentlik yapmış, sanat şehri Floransa için Floransa Gezi Rehberi yazımızda gezilecek ve görülecek yerleri sizler için derledik.

Floransa Gezi Rehberi
Floransa Gezi Rehberi

Ponte Vecchio – Eski Köprü

14. yüzyılda yaptırılan bu görkemli köprünün belki de dünyada eşi benzeri yok. Bu köprü ayrıca Floransa’nın simgelerinden olan kuyum ustaları ve mücevhercilerle de ünlü. Eski Köprü‘nün hikâyesi de bir hayli ilginç. Çünkü köprünün üzerinde, dışarıdan bakılınca kimin geçtiğini görmeyi engelleyen evler/dükkânlar var. Bir rivayete göre, köprüyü, o dönem halkın arasına karışmak istemeyen Medici Ailesi, Arno Nehri’nin üzerine kapalı bir gizli geçit şeklinde yaptırıyor. Bugünkü kuyumcuların yerinde ise deri atölyeleri yer alıyor. Köprü zaman içinde halka açılıyor ve dericilerin yerini kuyumcular ve değerli taş atölyeleri alıyor.

Uffizi Galerisi

Uffizi Galerisi, Floransa’da yer alan dünyaca ünlü bir galeridir. Yapı 1560 – 1580 yılları arasında Dük I. Cosimo’nun çalışma ofisi olarak inşa edilmiştir. Mimar Vasari tarafından yapılan bina, sonrasında galeriye dönüştürülmüştür. Galeride dünyanın en nadide sanat eserleri sergilenmektedir. Medici Ailesi‘ne ait kişisel sanat koleksiyonları oldukça değerlidir.

Vasari’nin en büyük eseri olarak bilinen bu galeride kronolojik sıraya göre düzenlenmiş geniş bir koleksiyon vardır. Rönesans’ın en önemli eserlerinin de görülebileceği koleksiyon Medici Ailesi tarafından oluşturulmuştur.

Palazzo Vecchio – Eski Saray

Eski Saray, 14. yüzyılda inşa edilmiş bir saraydır. Arnolfo de Cambio tarafından tasarlanan bu yapı bugünkü görünümünü daha çok 16. yüzyılda geçirdiği yenileme çalışmasına borçludur. Sarayın zemin katındaki “Beş Yüzler Salonu” adını 500 üyesi olan konseyden almaktadır. Bu salonun süslemeleri Vasari tarafından yapılmıştır ve Michelangelo’nun “Zafer” heykeli de burada görülebilir.

Signoria Meydanı

Floransa’da bulunan ikinci büyük meydandır. Siyasi ve sosyal yaşamın canlı olduğu bu meydanda belediye ofisleri de bulunmaktadır. Palazzo Vecchio’daki çan çaldığında insanların toplandığı meydan burasıydı. Bu meydan, bir açık hava müzesini andırmaktadır.

Michelangelo’nun günümüzde Accademia’da bulunan dünyaca ünlü Davut Heykeli bu meydandan alınmıştır. Şuan meydanda heykelin bir replikası bulunmaktadır.

Loggia dei Lanzi, Floransa’da üstü kapalı bir platform olarak inşa edilen yapıdır. 14. yüzyılda kent yetkililerinin törenleri buradan izlediği bilinir. 18. yüzyıldan sonra ise açık hava heykel müzesi işlevine bürünmüştür. Bu açık hava heykel müzesinde görebileceğiniz eserlerden bazıları Cellini’den “Perseus”, Giambologna’dan “Sabin Kadınların Kaçırılışı”, Medici Ailesi’nin bağışladığı “Herkül ve Kentauros”dur.

Duomo Meydanı

Piazza del Duomo, Floransa’nın en büyük ve en ünlü meydanıdır. Bu meydan, tarihi kent meydanının kuzeyinde bulunmaktadır. Meydandaki en ünlü yapı ise şehrin sembollerinden biri olan Duomo Katedrali’dir. Ortaçağ havasını yansıtan bu alan, labirente benzer sokakları ve birçok görkemli yapısı ile ziyaretçilerin uğrak noktasıdır. Meydanda görebileceğiniz yerler arasında Giotto’nun Çan Kulesi, Aziz Giovanni Vaftizhanesi, Bargello, Casa di Dante ve Loggia del Bigallo bulunmaktadır.

Floransa Katedrali

Floransa Katedrali, Floransa’nın en ünlü ve en büyük katedralidir. Şehrin sembollerinden olan bu yapı, gotik tarzda ve Santa Reparata Kilisesi üstüne inşa edilmiştir. Kilise bodrumuna inildiğinde bu eski kilisenin kalıntıları hala görülebilir. Burada ayrıca Roma döneminden kalma eserler de vardır. Brunelleschi’nin mezarı da bodrum kısmındadır. Katedrali’nin inşasına 13. yüzyılda Arnolfo di Cambio tarafından başlanmıştır. Göz alıcı kubbesi ile dünyaca ünlü olan bu katedralin dış kısmı pembe, beyaz, yeşil mermerler ile bezelidir. Dış kısmı oldukça görkemli olsa da içi nispeten daha sadedir. Ufuk çizgisine egemen olan bu görkemli başyapıt, dünyanın en büyük katedrallerindendir. Katedralin ilk adı Santa Maria del Fiore’dir ve bu adı, Cebrail’in Hz. Meryem’e vermesinden alır.

Giotto’nun Çan Kulesi

Giotto’nun Çan Kulesi, Floransa Duomo Meydanı’nda bulunan bir çan kulesidir. Kuleye 414 basamakla çıkılır ve şehrin panoramik manzarası buradan izlenebilir. Floransa’nın en ünlü katedrali olan Duomo’nun bir parçası olan Giotto, Floransa gotik mimarisi ile Giotto tarafından tasarlanmış, Andrea Pisano ve Andrea Talenti tarafından yapılmıştır. Kule, mimarisi ve süslemeleriyle dikkat çekmektedir. Kare şeklindeki çan kulesinin bir bölümü 14.45 metre yüksekliğinde, en yüksek noktası ise 84.7 metre uzunluğundadır. Beş seviyeden oluşan bu yapı, 1359 yılında tamamlanmıştır.

Aziz Giovanni Vaftizhanesi

Aziz Giovanni Vaftizhanesi, sekizgen şekildedir ve dışı tipik Floransa – Roma mimarisini yansıtan renkli mozaiklerle donanmıştır. Ön Rönesans olarak nitelendirilen bu özellikle klasik mimari harmanlanmıştır. Dış cephesi “İlahi Komedya”nın yazarı Dante’nin buralarda yaşadığı günlerden beri değiştirilmemiştir. Bronz kapılarıyla ünlü bu yapının en eski kısmı güney kapılarıdır. Pisano’nun eseri olan bu kapılar dışında diğer kapılar bir yarışma sonunda yapılmıştır ve yarışmayı Ghiberti kazanmıştır. İncil’den çeşitli sahnelerin betimlendiği kapılar bu şekilde yapılmıştır. Bu kapılar “Cennet Kapıları” olarak bilinir. Vaftizhane’nin tavanı 13. yüzyıldan kalmadır ve birçok ünlü Floransalı kişi bu kısımda tasvir edilmiştir.

Loggia del Bigallo

Floransa’da bulunan gotik bir yapıdır. 1352 – 1358 yılları arasında inşa edilen bu yapı, yapıldığı dönemde kayıp veya terk edilen çocukları barındırmak için kullanılmıştır. Sonraki dönemlerde hacı ve yolculara ev sahipliği yapmıştır. Günümüzde ise küçük bir güzel sanatlar müzesi ve Merhamet Birliği’nin merkezi olarak kullanılmaktadır. Bu birlik 13. yüzyılda kurulmuştur ve günümüzde gönüllülerin yoksul ve ihtiyacı olanlara yardım ettiği bir birimdir.

Bargello

Bargello, belediye sarayı olarak inşa edilen fakat günümüzde müze olarak kullanılan bir Floransa müzesidir. Bu eski hükumet binası 1255 yılında yapılmıştır ve önemli müzelerden olan yer, öncesinde lojman, hapishane gibi işlevlerle de kullanılmıştır. Yenileme çalışmalarının ardından 1865 yılında İtalya’nın ilk ulusal müzesi haline getirilmiştir.

Resim, heykel, süsleme sanatı örneklerinin nadide parçalarının görülebileceği Bargello’da Michelangelo, Donatello, Cellini, Verrocchio, Giambologna gibi ünlü sanatçıların eserleri görülebilir.

Cumhuriyet Meydanı

Piazza della Repubblica, Floransa’nın ünlü meydanlarından biridir. Floransa’da alışveriş denilince akla gelen ilk yerlerden biri bu meydandır ve birçok ünlü mağazanın yanı sıra irili ufaklı butikler de burada görülebilir. Şehirdeki merkezi tren ve otobüs istasyonu bu meydan yakınındadır. Buradan şehir merkezine yürüyerek ulaşmak mümkündür.

Günümüzde görülen meydan, 1890 yılında düzenlenmiş halidir. Piazza della Repubblica’nın batısında zafer takı bulunmaktadır. Meydanda bulunan en ünlü kafe Giubbe Rosse 20. yüzyıldan itibaren sanatçıların uğrak yeri haline gelmiştir. Doğusundaysa şehrin en büyük alışveriş merkezlerinden biri olan Rinascente görülebilir.

Akademi Galerisi

Akademi Galerisi, Floransa’da yer alan dünyanın en ünlü galerilerinden biridir. Galeri 1563 yılında kurulmuştur. Avrupa’da çizim, resim, heykel tekniklerinin öğretildiği ilkokul olma özelliğini de taşıyan galeride geniş bir sanat koleksiyonu sergisi vardır.

Michelangelo’nun önemli birçok eseri bu galeride sergilenir. En ünlü eseri “Davut Heykeli (David)” de burada görülebilir. Bu nü heykel, İncil’de Goliath’ı öldüren kahramanı betimlemektedir. Davut Heykeli ilk olarak Palazzo Vecchio’nun önüne yerleştirilmiştir. Sonrasında açık havada zarar göreceği düşüncesiyle Akademi Galerisi’ne taşınmıştır. Michelangelo’nun bir diğer önemli eseri “Venüs ve Cupido” da burada yer almaktadır.

Pitti Sarayı

Brunelleschi tarafından tasarlanan Pitti Sarayı, Luca Fancelli tarafından yapılmıştır. Pitti Ailesi için inşa edilen saray, 16. yüzyıllarda Medici Ailesi’ne satılmıştır. Bu dönemde yapıya bir avlu ve iki yan kısım eklenmiştir. Pitti Sarayı’nda beş tane önemli müze ve galeri bulunmaktadır.

Baboli Bahçeleri

Boboli Bahçeleri, Floransa’da yer alan dünyanın en ünlü bahçelerinden biridir. 1550 yılında Medicilerin Pitti Sarayı’nı almalarından sonra yapılmıştır. Floransa’nın güzel manzarasının izlenebileceği bu bahçelerde Rönesans bahçe düzenlemesi örnekleri kullanılmıştır.

San Lorenzo Bazilikası

San Lorenzo Bazilikası, Floransa’da bulunan en ünlü bazilikalardan biridir. Bu yapının mimari planı Brunelleschi tarafından 15. yüzyılda yapılmıştır. Giovanni di Bicci de Medici tarafından finanse edilerek inşa edilen kilise, ön cephesinden de anlaşılacağı üzere hiçbir zaman tamamlanamamıştır, ön cephesinde eksik tuğlalar vardır. İnşası sırasında yaşanan maddi imkansızlıklar nedeniyle bu şekilde kalmıştır.

Santa Croce Bazilikası

Santa Croce Bazilikası, Floransa’da bulunan ünlü ve önemli bazilikalardan biridir. Galileo, Michelangelo, Dante, Machiavelli gibi birçok önemli kişinin anıt mezarının bulunur ve 13. yüzyılda Arnolfo di Cambio tarafından inşa edilmiştir. Cambio, Duomo ve Palazzo Vecchio’yu da tasarlayan kişidir.

Bazilikanın görkemli dış kısmı 19. yüzyılda İngiliz hayırsever Francis Sloane tarafından mermer işlemeler ile yaptırılmıştır. Fransiskan mezhebi tarafından yaptırılan bu bazilika içerisinde Bardi ve Peruzzi Şapelleri bulunmaktadır. Bu şapeller Aziz Francis ve Aziz John’un tasvir edildiği freskler ile ünlüdür

Michelangelo Tepesi

Piazzale Michelangelo, Floransa’nın en ünlü meydanlarından biridir. Birçok önemli yapıyı bir arada seyredebileceğiniz meydan manzarası ile ünlüdür. Floransa ve çevresine hakim bir noktada yer alarak eşsiz bir manzara sunmaktadır. Özellikle güneşin doğuş saatinde bu olayı izlemek isteyenlerin ziyaret ettiği bir yerdir.

Floransa Gezi Rehberi: Ne Yenir?

Dünyanın en zengin mutfaklarından biri olan İtalyan Mutfağı, bölgelere göre önemli değişiklikler gösterir. Örneğin; Ülkenin kuzeyinde balık, patates, pirinç, mısır, domuz eti ve peynir çeşitleri en çok kullanılan malzemelerdir. Floransa Gezi Rehberi yazımızda Floransa’da tadabileceğiniz lezzetleri sizler için derledik.

Pasta alla Carbonara

Bir spagetti çeşidi olarak anılsa da İtalyan geleneklerine göre spagettiden yapılması zorunlu değil. Kişisel tercihe göre herhangi bir makarnaya yumurta, peynir, domuz pastırması ve karabiber eklenerek yapılabiliyor.

Chicken Parmigiana

Tavuk göğsü ile rendelenmiş permesan peynirinin harika uyumu. Fırında pişirilen bu yemek, et sevenler için güzel bir damak tadı sunar. Dana eti veya pirzola şeklinde çeşitleri de vardır.

Osso Buco

Dana inciğinden yapılan bir İtalyan yemeğidir. Yağlanıp una bulanmış incik parçalarının kızartılmasının ardından diğer yan malzemeler, soğan, sarımsak, havuç, kereviz, defne yaprağı ile birlikte fırında pişirilmesi ile elde edilir. Üzerine domates sosu dökülerek servis edilir.

Minestrone

Kabak, ıspanak, soğan, havuç, pirinç, patates ve kuru fasulye bileşenlerinden oluşan vitamin deposu bir İtalyan çorbasıdır. Çorbaya ayrıca, fesleğen, sarımsak ve zeytinyağı karışımından oluşan bir de sos ilave edilir.

Carciofi alla Giudia

Romalı Yahudilerin tipik yemeği. Taze enginarların özel bir metotla kızartılmasıyla yapılır. Dışı kıtır kıtır, içi yumuşak ve sulu bir şekli vardır.

Fiori di Zucca

Kabak çiçeğinin ançuez ve mozerella ile doldurulup kızgın yağda kızartılmasıyla oluşturulur.

Bruschetta

Geleneksel anlamıyla fırınlanmış ekmeğe sarımsak sürüldükten sonra reyhan ve ince doğranmış domateslerin konulmasıyla yapılıyor. İtalyan tostu da denilebilir. Güzel bir atıştırmalık.

Filetti di Baccala

Fileto morina balığının kızartılmasıyla elde edilen çıtır çıtır ama çok da yağlı olmayan bir aperatif.

Panini

İtalyanlar sandviç konusunda ustadır ve pek çok sandviç çeşidi bulunur. Bunlardan biri de Panini’dir. Izgarada pişirilir ve en temel iki malzemesi domates ve maruldur. Jambon, pesto sosu vb. eklemeler yapılabilir.

Strozzapreti

Ev yapımı makarnadır.

Lasagna

Adını pişirildiği kaptan alsa da, makarna, et ve beşamel sosun kombinasyonundan oluşan leziz bir İtalyan yemeği.

Risotto

Et, tavuk veya sebze suyunda pişirilerek krema kıvamına getirilmiş bir tür pirinç pilavı. İtalyan mutfağının önemli yemeklerinden biri olan risotto, İtalya’da pirincin en yaygın tüketim şekillerinden biridir. Pek çok yörede pilava soğan ve şarap katılarak pişirilir.

Tortellini

İçi peynir veya kıyma ile doldurulan makarna çeşidi. Üzerine, ekşi sos veya domates sosu eklenir. Permesan peyniri ise olmazsa olmazıdır.

Suppli

Fransız kökenli bir kelime olan ‘sürpriz’ den türemiş aperatif bir yemek. Kızarmış pirinç topları içindeki erimiş mozarella lezzeti. Genelde bolonez sos ile servis edilir.

Gnocchi alla Romana

İtalyan buğdayı olan “semolina”, süt, yumurta sarısı ve muskat ile yapılıyor. Diğer Gnocchi’lerden farklı olarak, Roma usulü Gnocchi kaynatıldıktan sonra peynir eklenerek fırınlanıyor.

Coda alla Vaccinara

Sığır kuyruğunun soğan, havuç, pırasa, kereviz, defne yaprağı ve kekik ile haşlandıktan sonra domates sosuyla servis edilmesiyle elde ediliyor. Bütün lezzetlerin ve baharatların iç içe geçmesi için saatlerce pişiriliyor.

Pizza alla Romana

Roma usullü pizza ince çıtır çıtır bir hamurdan yapılmış, zeytinyağı ve biberiye ile renklendirilmiş bir pizza.

Tiramisu

Kahve, bisküvi ve Mascarpone adı verilen özel bir krem peynirle yapılır. Şekerini abartmadığınız sürece, yumuşak ve lezzetli bir kekiniz olur.

Panna Cotta

İtalyanların en lezzetli tatlılarından biridir. Kalın bir krema tabakası, yumurtanın sarısı ve balın karışımıyla yapılır. Fırında düşük ısıda pişirilir. Panna cottaya İtalyanlar “pişirilmiş krema” derler.

Ciambelle Al Vino

Şaraba bandırılarak yenilen bir çeşit bisküvidir.

Crostata Di Ricotta

Tereyağı ile yapılan gevrek bir hamur ve bunun üzeri, meyve marmelatı, çikolata kreması, ya da ricotta bazlı bir krema ile kaplanılarak yapılan bir İtalyan tartı.

Gelato

İtalyan dondurması. İlk yapıldığında dağlardan gelen kar ile meyvelerin karışımıyla oluşmuş fakat günümüzde daha kremsi bir yapısı ve daha zengin bir lezzeti var.

Floransa’da Ne İçilir?

Floransa Gezi Rehberi yazımızda Floransa’da tadabileceğiniz lezzetli içecekleri sizler için derledik..

Espresso

Koyu kavrulmuş, Türk Kahvesi kadar olmasa da, yeteri kadar ince çekilmiş İtalya’ya özgü bir kahve türüdür.

Cappuccino

Espresso ile sıcak sütün kaynatılmasıyla yapılan bir kahve türü.

Macchiato

Az miktarda genellikle köpürtülen süt içeren espresso kahve türüdür. İtalyanca’da macchiato “lekeli, “benek benek” anlamına gelir. Bu nedenle caffè macchiato ‘nun doğrudan çevirisi “lekeli kahve” ya da süt benekli kahvedir.

Mocha

Diğer adıyla mocaccino, caffè latte’nin çikolata aromalı çeşididir. Mocha’nın birçok çeşidi vardır. Mocha’da çikolata şurubu, tatlı kakao tozu, dövülmüş kakao kullanılabilir. Mocha koyu acı kakaolu veya sütlü çikolata içerebilir.

Fontana Candida Frascati

Hafif ve lezzetli bir şarap türüdür..

Prosecco

Adını üzüm ve şarabın üretildiği Trieste yakınlarındaki Prosecco köyünden alan bir beyaz şarap.

Bellini

Prosecco ve şeftali püresi veya nektar ile yapılan bir kokteyldir.

Limoncello

Bir çeşit limon likörüdür.

Grappa

Hacmen yüzde 35-60 alkol içeren, kokulu, üzüm bazlı bir prina brendi. Grappanın tadı, şarabınkine benzer, kullanılan üzümün türüne ve kalitesine ve ayrıca damıtma işleminin özelliklerine bağlıdır.

Aperol Spritz

Şarap temelli bir kokteyldir.

Campari

Alkol ile sudaki bitki ve meyve infüzyonundan elde edilen bir aperatif olarak kabul edilen likördür. Koyu kırmızı rengi ve acımtırak tadı vardır.

Negroni

Cin, vermouth rosso ve portakal kabuğu ile süslenmiş bir kısmı Campari’den oluşan popüler bir kokteyldir.

Vermouth

Alkolle takviye edilerek güzel kokulu bitki ve baharatlarla aromatize edilmiş bir tür şaraptır.

Martini

Beyaz şaraba şeker, alkol, su, karamel, baharat ve güzel kokulu bitkilerin eklenmesiyle hazırlanan içkidir.

Peroni, Moretti, Menabrea: Yerel bira markaları.
Te: Çay

Floransa Gece Hayatı

Sanatın şehri olarak da bilinen Floransa, sanatla renkli olduğu gibi gece hayatında da rakiplerini aratmamakta. Çok fazla öğrenci olan şehirde öğrencilere göre de bir çok mekan bulunmakta. Genelde gece hayatı ve eğlence bar, club ve açık hava etkinliklerinde geçmekte ve sabahın ilk ışıklarına kadar sürmektedir. Floransa Gezi Rehberi yazımızda Floransa’da gece hayatının aktığı mekanları sizler için derledik.

Trip per Tre

Floransa’da özellikle gençler tarafından tercih edilen bir mekan. Dolayısıyla haftanın hemen her saati kalabalık olabilmektedir. Floransa’da günlük yaşamın akışını görmek için Trip per Tre doğru bir

The Joshua Tree Pub

Floransa’da özellikle turistlerin ve gezginlerin tercih ettiği The Joshua Tree Pub sıradışı iç dekorasyonu ile özellikle yorucu bir günün ertesinde günün yorgunluğunu bir kenara koymak ve eğlenmek için uygun bir mekan.

The Red Garter

The Red Garter Floransa’da hızlı gece hayatının yaşandığı bir mekan. Özellikle genç gezginler için The Red Garter son derece uygun ve eğlenceli bir mekan.

Volume

Floransa’nın en hit mekanları arasında yer alan Volume yeni trendleri takip eden ve sıcak tasarlanmış mekanları sevenler için ziyaretçilerini bekliyor.

Space Club

Bu kentte gece hayatını merak eden ziyaretçiler Floransa’nın en büyük diskosunu ziyaret ederek çılgın partileri keşfetmeye buradan başlarlar.

Twice Club

Haftanın her gününe özel bir program sunan bu kulüp daha çok gençlerin, özellikle üniversite öğrencilerinin tercih ettiği, yaş ortalaması 30 olan bir eğlence mekanı.

Diğer şehir rehberleri için Şehir Rehberi sayfamıza göz atabilirsiniz…

https://www.tourbulance.com.tr/wp-content/uploads/2018/09/Viyana-2-640x480.jpg

Yüzyıllar boyu Habsburg Hanedanı’nın yerleşim yeri olmuş, bu süre boyunca Avrupa’nın kültürel ve politik merkezi haline gelmiş bir şehir ViyanaViyana Gezi Rehberi yazımızda gezilecek yerler, yeme içme kültürü ve gece hayatından bahsedeceğiz.

Viyana Gezi Rehberi: Gezilecek Yerler

Avusturya’nın dokuz eyaletinin yüzölçümü bakımından en küçüğü olmasına rağmen yaklaşık 2.000.000 kişi Viyana’da yaşamaktadır, ki bu da Avusturya nüfusunun 4/1 demektir. Nüfus bakımından Viyana, Avrupa Birliği’nin en büyük 10. şehridir. Coğrafi konumu ve bir çok imparatorluğa yıllarca başkentlik yapmış olmasından dolayı gerek mimari gerekse kültürel açıdan Avrupa’nın en güzel şehirlerinden biridir. Ayrıca toplamda yedi defa “Dünyanın en yaşanabilir şehri” seçilmiştir. Viyana Gezi Rehberi yazımızda Viyana’da gezilecek ve görülecek yerleri sizler için derledik.

Viyana Gezi Rehberi
Viyana Gezi Rehberi

Aziz Stefan Katedrali

Aziz Stephan Katedrali (Stephansdom veya Domkirche St. Stephan zu Wien) Viyana‘nın kalbi Stephansplatz’de yer alıyor. Katedral her yıl dünyanın dört bir yanından iki milyondan fazla ziyaretçi ağırlıyor. 1147 yılında yapılan ve Viyana’nın en önemli simgesi olan katedral, Avusturya’nın ve Avrupa’nın en önemli yapılarından biri. Üzerinde bulunduğu meydana kendi adını veren katedralin Güney Kulesi’ne çıktığınızda muazzam bir Viyana’nın manzarasıyla karşılaşıyorsunuz.

Viyana’nın özgürlük simgesi olarak görülen Aziz Stephan, tarih boyunca pek çok savaş ve yangın atlatmış. Defalarca restore edilen katedral Osmanlı’nın Viyana kuşatmaları sırasında, halkın sığınağı haline gelmiş. Öyle ki yıllar süren çalışmalarla dünyanın en yüksek dördüncü gotik katedrali olan binanın kulesi yeniden beyaz olan orijinal rengine döndürülmüş.

Aziz Stephan’da Katedrali’nin üzerindeki Türk Çanı (Pummerin Çanı) ise, ikinci Viyana kuşatması sırasında Osmanlı ordusunun geri çekilmesiyle ardında bıraktığı mühimmatların eritilmesiyle oluşturulmuş. Askeri toplar, gülleler, kılıçlar ve diğer asker malzemelerden oluşan bu malzemeler, Viyana Başrahibi Franz Ferdinand Freiherr von Rummel’in isteği ve İmparator Birinci Joseph emri ile 1711’de çan ustası Johannes Achamer’e yaptırılmış. Devasa Pummerin Çanı 1712’de Stephan Aziz Katedrali’nin güney kulesine monte edilmiş.

Graben Caddesi

Önceleri sebze meyve pazarı olan Graben Caddesi şimdilerde güzel butiklerin, hediyelik eşyacıların ve sokak kafelerinin bulunduğu bir yer haline gelmiş. Graben Caddesi’nin tam ortasında bir Veba Anıtı yer almaktadır. Eskiden vebalıları bu caddenin altına gömdükleri için Veba Anıtı’nı da buraya yapmışlar.

Graben’in sonundan sola döndüğünüzde yolun sonunda Habsburgların kışlık sarayı Hofburg Sarayı görünür. Channel, Dolce Gabana ve diğer lüks alışveriş mağazalarının arasından yolun sonuna  kadar yürürseniz sağ tarafınızda sarayın pastacısı meşhur Demel Pastanesi‘ni görürsünüz. Demel Pastanesi’nden bir Apfelsturdel yemek şart.

Hofburg Sarayı

Hofburg Sarayı, Viyana’nın imparatorluk sarayıydı ve I. Dünya Savaşının sonuna kadar Avusturya hükümdarlarının merkeziydi. Avrupa tarihinin çok önemli bir parçasının yazıldığı yer olan Hofburg Sarayı, 700 yıllık mimarlık tarihinin de farklı izlerini taşıyor. Yaklaşık 60 hektarlık devasa bir boyuta sahip olan sarayın içinde bulunan avlular, meydanlar ve bahçeler ile adeta şehir içinde şehir görünümünü yansıtıyor. 18 bina, 19 avlu, 2,600 oda ile ziyaretçileri uzun soluklu bir keşif bekliyor. İmparatorluk EvleriSisi Müzesi ve Gümüş koleksiyonları ayrı olarak ya da uzun bir ziyaretin parçaları olarak görülebilir.

Hofburg Sarayı daha çok kışlık malikane olarak kullanılırken Schönbrunn Sarayı yazlık olarak tercih edilmiştir.

Schonbrunn Sarayı

Schönbrunn Sarayı, Viyana şehir merkezinin yalnızca birkaç kilometre batısında yer alan, kentin olduğu kadar Avrupa’nın da en güzel yapılarından biri. 18. yüzyılın başlarında, dev bir park alanının içerisine yapılan saray, günümüzde de bu özelliği ile Avusturya’nın en önde gelen turistik yerlerinden.

Avusturya’nın en önemli kültürel anıtlarını barındıran Schönbrunn Sarayı, 1569’da İmparator II. Maximillian’ın burada yazlık ev olarak kullanmak üzere yaptırdığı bir saray. Türklere karşı kazanılan zaferin ardından 1683’te İmparator Leopold, bu bölgede bir imparatorluk sarayı yapılmasını istemiştir. Bu sarayın, Klatterburg olarak da bilinen ve o dönemde Paris’teki Versay Sarayı ile kıyaslanacak bir güzellikte olmasını umuyordu. Ancak onun yerine daha mütevazı Barok bir Schönbrunn Sarayı yapıldı. 1441 odası ve evleriyle 1696-1730 arasında yapımı tamamlanan saray kısa bir süre sonra Habsburg hükümdarı Maria Teresa için bir ev haline dönüştürüldü.

Ring Caddesi – Parlamento Binası – Belediye Sarayı (Rathaus)

Şehrin içerisinde adından da anlaşılacağı gibi tam bir daire şeklide ünlü olan caddedir. Daire içerisini İç Şehir’in oluşturduğu bu meşhur cadde üzerinde görülecek çok önemli noktalar bulunmaktadır.

Cadde üzerindeki Viyana Parlamento Binası, yüz yılı aşkın tarihçesinde değişik parlamenter kurumları barındırmıştır. İlk olarak Avusturya-Macaristan İmparatorluğu’nun Avusturya kısmının parlamentosu olan İmparatorluk Meclisi’ne ev sahipliği yapmıştır. Bina, 1874 ve 1884 yılları arasında mimar Theophil Hansen’in tasarımına göre inşa edilmiştir. İkinci Dünya Savaşı döneminde bina, bombardıman sonucu ağır hasar görmüştü ve mimarisi yarısına yakın tahrib edilmişti. 1956 yılına kadar yeniden inşa edilmiştir; Milli Meclis Genel Kurul Salonu’na modern ve işlevsel bir üslubla yeni şekil verilirken; bina kamuya açık odaları ve dış görüntüsü, büyük ölçüde orijinaline sadık kalınarak yenilenmiştir.

Belediye Sarayı (Rathaus), Rathausplatz‘da yer alan bu neo-gotik yapı 1883 yılında inşa edilmiştir ve Viyana siyasi hayatının kalbidir. Viyana Belediye Başkanı‘nın ikametgahı ve ayrıca halka açık etkinliklerin düzenlendiği önemli bir yerdir. Ayrıca, içerisinde Viyana Şnitzel veya Elma Strudel gibi geleneksel Viyana yemeklerinin tadına bakabileceğiniz bir restoran da bulunmaktadır.
Binaya giriş ücreti yoktur ve ücretsiz rehberli turlar organize edilmiştir, ancak bunlar yalnızca Almanca’dır. Bunun yerine çok dilli bir sesli rehber de tercih edebilirsiniz.

Noel döneminde Belediye Sarayı önünde Noel pazarları bulunmaktadır. Sık sık kalabalık olsa da burada bir paten pisti de yer alıyor. Bütün alan aydınlatılmış, güzelce dekore edilmiştir ve bu bayram atmosferini her karışında hissedebilirsiniz.

Volkstheater

Volkstheater Binası, Neubau’da 1889 yılında Alman Tiyatrolar Birliği tarafından mimar Ferdinand Fellner’e yaptırılmıştır. Devlet Tiyatrosu sanılsa da aslında özel bir firma tarafından yönetilmektedir. 14 Eylül 1889’da Ludwig Anzengrubers’in oyunu Der Fleck auf der Ehr ile açılışı yapılmıştır. 1901, 1907 ve 1911 yıllarında yapılan çalışmalarla bina genişletilmiştir. II. Dünya Savaşı sırasında, 1945 yılında Viyana’daki çoğu bina gibi bombalara hedef olmuş, sonrasında tamir edilmiştir. İlk yapıldığında 1.900 kişilik olan salonu çeşitli sebeplerden günümüzde 1.148 kişiliktir.

Burgtheater

Şehrin en görkemli yapılarından biri olan tiyatro binası, 2. Dünya Savaşı’nda tamamen yıkılmış olmasına rağmen, daha sonra mimarisine sadık kalınarak, üstelik son teknolojik sistemle donatılarak tekrar yapıldı. Burgtheater, içinde büyük kültürel aktivitelerin gerçekleştirilebilmesi için bir festival atmosferi sağlar. 80 sanatçı, burada değişik oyunlar sergiliyor. Binanın güzel cephesi, Goethe ve Schiller gibi ünlü yazarların beyaz mermerden yapılan henüz yeni temizlenmiş heykeliyle ve sevgi ve nefreti tanımlayan figürlerle süslenmiş.

Votiv Kilisesi

1854 yılında proje yarışması açılmış ve 75 proje arasından henüz 26 yaşında genç bir mimar olan Heinrich Ferste’in projesi seçici kurul tarafından beğenilmiş ve inşaası başlanmıştır. Ring Caddesi üzerinde bulunan Votiv Kilisesi, İmparator I. Franz Joseph’in kardeşi Ferdinand Maximilian’ın çağrısı üzerine yaklaşık 300.000 vatandaşın bağışı ile halktan para toplanarak inşaa edilmiştir.

Mozarthaus

Buranın diğer adı: Figaro House. Wolfgang Amadeus Mozart: 1784-1787 yılları arasında, 3 yıl boyunca burada yaşamış. Mozart, günümüzde müzeye dönüştürülen bu evde: birçok piyano ve korno konçertosu ve çeşitli sonatlar bestelemiştir. Ama en ünlü bestesi: “Figaro’nun Düğünü” operasıdır. Müze: 2006 yılı başlarında, Mozart’ın doğumunun 250. yılı kutlamaları nedeniyle, tamamen yenilenmiştir. Yapıda: 4 oda, 2 özel ofis ve mutfak var.

Avusturya başkentinde birkaç yıllık yaşamda olağanüstü besteci düzinelerce daire değiştirdi. Orijinal mobilyalar yalnızca günümüze kadar Domgasse 5 adresindeki dairelerde mevcuttu. Bestecinin yaşadığı eşsiz tarihi daireler binanın zemin katında bulunmaktadır. Daha sonra, Mozart‘ın eseri ve Viyana tarihi için üç katlı tarihi evin tamamı yeniden müzeye dönüştürüldü.

Belvedere Sarayı

Belvedere Sarayları ya da bilinen adıyla “Belvedere” iki sarayın birleşmesinden oluşan Viyana’nın en değerli yapılarından biri. Hiç kuşkusuz Viyana’nın en çok ziyaret edilen tarihi yerlerinden olan Belvedere Sarayları, Prens Eugene için yapılan iki Barok saraydan meydana geliyor. Avusturya’nın en önemli sanat koleksiyonlarının yer aldığı saray, Orta Çağ’a ve Avusturya Barok dönemine ait eserlerin yanı sıra on dokuz ve yirminci yüzyıllara ait Avusturya sanatının önde gelen çalışmalarına da ev sahipliği yapıyor.

Hiç evlenmeyen Prens Eugene’nin ölümünün ardından saray İmparator Franz Ferdinand’a satıldı. Tahtın tek varisi olan Ferdinand, 1894 ile 1914 arasında Belvedere’de yaşadı ve buradan Saraybosna’ya seferler düzenledi. Birinci Dünya Savaşı’nın başlamasına neden olan suikastla hayatını kaybetti.

Kelebek Evi – Schemtterlingshaus

Viyana Kelebek Evi aslında yapay bir ortamdır yani bir seradır. Ama o kadar güzel yapılmıştır ki gerçeğinden ayırt edemezsiniz. Ortam doğal yağmur ormanları şeklinde dizayn edilmiştir ve her yer son derece renklidir. Etrafta serbestçe dolaşan rengarenk ve birbirinden güzel bir sürü tropik kelebek vardır. Kelebekler bu alanda özgürce uçuşurlar. Onlara zarar vermek kesinlikle yasaktır.

Hundertwasser Evi

Hundertwasser Evi, Avusturya ‘nın başkenti Viyana ‘ da bulunan ve tasarımı Avusturyalı sanatçı Friedensreich Hundertwasser tarafından yapılmış olan bir apartmandır.
Viyana Belediyesi’nin 1983-1986 yıllarında yaptığı birçok belediye evinden farklıdır. Diğer evlerden en büyük farkı binanın hiçbir yerinde düz öğe kullanılmamış olması ve resimlerinde de görüldüğü gibi dış yüzeyinin rengarenk olmasıdır.

Opera Binası

1869’da Mozart’ın Don Giovanni adlı eseriyle açılışı yapılan Avrupa’nın olduğu kadar dünyanın da en değerli operası olan Viyana Devlet Opera Binası (Wiener Staatsoper), yılda yaklaşık altmış opera ve bale sunumunun gerçekleştirildiği, Viyana’nın müzik kültürünü gözler önüne seren bir yapı. İkinci Dünya Savaşı’nda ağır hasar gören ve on yıl içerisinde yeniden inşa edilerek, çağın teknolojik desteğinin de eklendiği bina, 5 Kasım 1955’te Beethoven’ın Fidelio’su ile bir kez daha açılmış. Yalnızca Noel ve Paskalya dönemlerinde birer gün kapalı olan operada, her gün her saat bir sunum bulunuyor.

Viyana Şehir Parkı

Avusturya’nın başkenti Viyana’da bulunan bir parktır. 65.000 m²’lik Stadtpark, Viyana’nın Landstrasse ile Innere Stadt ilçeleri arasında bulunmaktadır. Park, yerli ziyaretçiler dışında turistler tarafından da çokça ziyaret edilen bir mekandır.

Eski zamanlarda insanların buluşup şehrin ortasında yeşillikler içinde sohbet edebildikleri ve sevilen bir yer olan şehir parkı, eski Viyana Belediye Başkanı Andreas Zelinka tarafından desteklenmiş ve Londra’daki büyük park örnek alınarak Rudolph Siebeck tarafından planlanarak 21 Ağustos 1862’de bitirilmiş ve Viyana’nın halk için yapılan ilk parkı olmuştur.

Müzeler Bölgesi

Amsterdam’da Müzeler Bölgesi, Berlin’de Müzeler Adası derken birçok ülkede olduğu gibi Viyana’da da birkaç müzenin bir arada olduğu Müzeler Bölgesi denen bir alan var. MuseumsQuartier Wien ya da Museumsplatz olarak da biliniyor. Viyana’nın Neubau bölgesindeki alan, hatta Viyana’daki en büyük alana yayılmış kültür merkezi burası. Alanda 12 büyüklü küçüklü tane müze var. Leopold ve MUMOK en çok ziyaret edilen müzelerden.

Viyana Üniversitesi

1365 yılında Avusturya Dükü IV. Rudolf tarafından kurulan Viyana Üniversitesi (Latince adı: Alma Mater Rudolphina), Alman dil ve kültür coğrafyasının en eski üniversitesidir. 71.000 öğrencisi ve 8.000 çalışanı (bunlardan 6000’i bilim adamı) ile Avusturya’nın olduğu gibi Orta Avrupa’nın da en büyük üniversitesidir ve günümüze kadar yapılmış olan dünyanın en iyi üniversite sıralamalarında hep üst sıralarda yer almıştır.

Viyana Üniversitesi‘nde yaklaşık 130 tane bölüm bulunmaktadır. Viyana Üniversitesinin amacı teorik eğitimle pratik araştırma bazlı eğitimi sentezleyerek en yüksek kalitede öğrencilerine aktarmaktır. Viyana Üniversitesi’nin 50’ye yakın enstitüsü bulunmaktadır.

Viyana Üniversitesinin tarihi ana binası 1884 yılında aynı caddede bulunan Avusturya Parlamentosu, Viyana Belediye Binası ve Burg Tiyatrosu‘nun tarihi dokusuyla eşdeğer ve bilimin toplumsal değerini yücelten mimarisiyle mimar Heinrich von Ferstel tarafından yapılmıştır. Günümüzde ana binada Üniversite Yönetimi, Üniversite Ana Kütüphanesi, öğrenci işleri, bazı fakülte ve enstitüler ve Avusturya’nın en büyük amfisi olan Audimax la birlikte birçok amfi bulunmaktadır.

Viyana Gezi Rehberi: Ne Yenir?

Avusturya Mutfağı, bölgenin yüzyıllarca farklı kültürlerin etkisinde kalmış olması ve yiyecek içecek ustalarının bu farklı kültürlerin tatlarını mükemmelleştirmesi sebebiyle günümüze kadar gelen yiyecek ve içecekleri Viyana’da tatmak vazgeçilmezler arasındadır. Viyana Gezi Rehberi yazımızda Viyana’da tadabileceğiniz lezzetleri sizler için derledik.

Avusturyalılar, özellikle iş günlerinde, kahvaltıyı küçük porsiyonlarla yemeyi tercih ediyor. ‘Schwarzbrot’ bu kahvaltıların vazgeçilmezi olan, çavdar ve buğday unu ile yapılan esmer bir ekmek. Buna ek olarak ‘kornspitz’ ya da ‘semmel’ gibi ekmekler de Avusturya’da popülerliğini sürdürüyor. ‘Mehlspeise’ (tatlı ve pastalar) ise diğer vazgeçilmezleri. Söz konusu kahvaltılıkların ortak noktası, genellikle tereyağı ve reçel eşliğinde yenmeleri.

Griessnockerlsuppe

İrmik hamuru çorbasıdır.

Rauchfleisch

Dana ya da domuz etinin basitçe tütsülenmiş hali. Sıcak ya da soğuk haliyle sunulabiliyor, yanında genelde yaban turbu ya da bezelyeyle servis ediliyor.

Tafelspitz

Tütsülenmiş dana veya domuz etinin bezelyeyle servis edilmesiyle ortaya bir başka geleneksel Avusturya lezzeti.

Fiakergulasch

Et yahnisinin üzerine sahanda yumurta ve özel sosis ile birlikte sunulan Viyana usulü bir yemek. Biber ile tatlandırılan sosu ise yemeğe lezzet katmak için birebir.

Semmelknödel

Kuru ekmek parçalarının yumurta, süt, soğan ve baharatlarla yoğurularak köfte haline getirilmesi ile yapılan bir yemek.

Gekochtes Schulterscherzel

Beraberinde kremalı ıspanak ve patates ile servis edilen haşlanmış et.

Geröstete Knödel Mit Ei

Yumurtalı küçük böreklerin, patates püresi, maydanoz ve soğanla servis edildiği yemek.

Gansl

Bir çeşit ördek etidir.

Laberkase

Sosis kıvamında bir çeşit et olup dana ile domuz etinden yapılıyor. İçeriğinde ise tercihe göre peynir, soğan ve acı biber gibi çeşitli baharatlar da yer alıyor. Omletle veya sade olarak yenebileceği gibi turşu ile birlikte sandviç de yaptırılabilir.

Schnitzel

İnce bir dilim bifteğin fırınlanmasıyla elde edilen Schnitzel genellikle bir dilim limon bazen de patates püresi ile servis ediliyor

Cordon Bleu

Tavuk ya da domuz etinin içine peynir ve salam konularak panelenip kızartılmış hali. Schnitzel’in aksine daha sulu ve yumuşak.

Wirstels

Viyana’nın hemen her köşesinde, cafe ve barlarda görülebilecek sosisler basit, ucuz ve doyurucu atıştırmalıkların başında geliyor.

Bosna

Viyana sosisi ile yapılan, soğan ve köri gibi malzemeler de içeren bir çeşit sandviç.

Sachertorte

Kayısı reçeli ve dondurma ile süslenmiş çikolatalı kek.

Apfelstrudel

Elmalı tart. Elma, kuru üzüm, şeker ve tarçının hafif ve lezzetli karışımı. Avusturya’nın en ünlü tatlılarından.

Kaiserschmarrn

İçerisine elma, kuru üzüm, fındık veya fıstık eklenerek hazırlanan, piştikten sonra dilimlenerek pudra şekerine bandırılan bir çeşit pankek.

Linzer Torte

Kırılmış badem, reçel ve fındık içi ile yapılan bu enfes turta ayrıca dünyanın bilinen en eski yazılı turta tarifi unvanına sahip.

Gugelhupf

Kuru üzümlü bademli kektir.

Zwetschgenknödeln

Erik marmelatı içeren hafif küçük börekler.

Viyana Gezi Rehberi: Ne İçilir?

Viyana’da çok fazla içecek çeşidi bulunmakla beraber en çok tüketilen içecek tabii ki kahvedir. Hatta öylesine çok tüketilmektedir ki bir kahve sözlüğüne ihtiyaç duyulabilir. Espresso ve krema ile yapılan kahveler, alkollü kahveler vb. Viyana Gezi Rehberi yazımızda Floransa’da tadabileceğiniz lezzetli içecekleri sizler için derledik..

Elderberry Sryup

Mürver şurubu Avusturya’da çok yaygındır. Yaygın olarak Mürver Çiçeği özünden yapılır. Çeşitli içecekler, yemekler ve hamur işlerinde kullanılır.

Radler

Avusturya’da uzun süredir devam eden bir geleneğe sahip bira bazlı karışık bir içecektir. Genellikle Almdudler, Sprite veya limonata ile karıştırılır. Yaz aylarında susuzluk giderici bir içecek olarak çok popülerdir.

Hugo

Mürver şurubu, köpüklü şarap, maden suyu, yeşil limon ve nane ile yapılan ve genellikle şarap bardağında servis edilen favori bir kokteyldir.

Strum

Fermantasyon sürecinde olan yeni bir şaraptır.Yasalara göre Ağustos – Aralık ayları arasında satılmasına izin verilen beyaz ve kırmızı üzümlerden yapılan bir şarap çeşididir.

Punsch / Gluhwein

Noel zamanı çıkan ılık alkollü içecekler. Punsch, çay, baharat, şeker ve rom karışımından oluşur. Gluhwein ise portakal ve tarçın gibi baharatlar içeren sıcak kırmızı bir şaraptır.

Spritzer

Popüler bir yaz içeceğidir ve Avusturya’da beyaz şarap ve soda veya köpüklü maden suyu ile yapılır. Aperatif olarak, bir yemekle veya sadece susuzluk giderici olarak tüketilebilir.

Aperol Spritz

Aperol ile karıştırılmış bir Spritzer olup portakal dilimi ile servis edilir. Orijinali İtalya’dan olmasına rağmen son birkaç yıl içinde Avusturya’da popüler bir yaz içeceği haline gelmiştir.

Kaiserspritzer

Spritzer’in beyaz şaraba ve soda suyuna mürver şurubu eklenerek yapılan geleneksel bir çeşididir.

Viyana Gece Hayatı

Müziğin Şehri olarak tanınan Viyana, klasik müzikten elektronik müziğe kadar her çeşidi barındırıyor. Salaş mekanlardan şık mekanlara aradığınız ne varsa Viyana gecelerinde bulabilirsiniz. Müzikaller, tiyatrolar, operalar ve dans gösterileri meraklıları için de bir çok seçenek mevcut. Viyana Gezi Rehberi yazımızda Viyana’da gece hayatının aktığı mekanları sizler için derledik.

Das Loft Bar & Lounge

Geceleri muhteşem Viyana manzarası eşliğinde içeceklerinizin tadını çıkarabileceğiniz eğlence mekânlarından Das Loft Bar & Lounge, uygun fiyatları ve sunduğu sıcak ortamla Viyana’da balayı tatiline çıkmış çiftler için mükemmel bir seçim.
Leziz yemekler ile mezeleri tadabileceğiniz Das Loft Bar & Lounge, her gün 10:00 – 02:00 saatleri arasında hizmet veriyor ama yemek servisi belirli saatlerle sınırlanmış.

Jazzland

Sakin ve nezih bir atmosfere sahip bir caz barda, şehrin en yetenekli müzisyenlerinin oluşturduğu ritim ve melodilerle kulaklarınızın pasını gidermek istiyorsanız Jazzland’a bir akşamınızı ayırın. Tarihi 500 yıldan eskiye giden bir yapının içine konumlanmış Jazzland, uygun fiyatları ile pazar günleri hariç her gün saat 19.00’da kapılarını ziyaretçilerine açıyor. Canlı müzik ise 21.00’dan sonra başlıyor.

Grelle Forelle

Elektronik müzik hayranları için Grelle Forelle, Viyana’da görülmesi gereken yerlerden. Yeraltı mahzeni atmosferinde, büyüleyici led ışık sistemi eşliğinde dönemin en hit parçalarını dinleyerek dans etmek istiyorsanız Grelle Forelle’yi Viyana şehir rehberinize not edebilirsiniz. Kapılarını 05.30’da kapatan Grelle Forelle, 21 yaş altındakileri içeriye kabul etmiyor. Ayrıca kalabalık erkek gruplarının ve özel etkinliklerde davetiyesiz kişilerin girişine izin verilmiyor.

Chelsea

Öğrencilerin takılmayı çok sevdiği Chelsea, şehrin popüler müzik gruplarının sahne aldığı, özellikle hafta sonları içeriye girmenin çok zor olduğu bir bar.

B72

Viyana’nın en bilindik gece kulübü. Herkes tarafından bilinir. Turistler de ilk olarak burayı ziyaret eder. Fiyatlar oldukça uygundur. Giriş ücreti 5-10 euro arasında değişmektedir. Genellikle yabancı popüler müzikler çalar. Viyana‘da gece kulübü sorsanız herkes ilk olarak burayı işaret eder.

Young & Wild

Elektronik müzik seviyorsanız hemen Young & Wild’e gidin. Dünyanın en iyilerinden birisi olarak bilinen bu gece kulübünde gerçekten eğlence anlayışı çok farklı. Alkol fiyatları da uygun.

Mosaique

Öğrencilerin gece kulübü. Gençler özellikle burayı tercih ediyor. Uygun fiyat, güzel performans. Haftanın her günü doludur. Özellikle Cuma günleri çeşitli etkinlikler düzenlenir.

Loop

Biraz lüks bir gece kulübü denilebilir. Daha çok elit kesimin takıldığı bu gece kulübünün bar kısmı da mevcut.

Diğer şehir rehberleri için Şehir Rehberi sayfamıza göz atabilirsiniz…

https://www.tourbulance.com.tr/wp-content/uploads/2018/09/Zagreb-640x480.jpg

Hırvatistan’ın en yüksek nüfusuna sahip şehri Zagreb, Avrupa devletleri arasında en fazla yeşil alana sahip başkentlerden biridir. Zagreb Gezi Rehberi yazımızda gezilecek yerler, yeme içme kültürü ve gece hayatından bahsedeceğiz.

Zagreb Gezi Rehberi: Gezilecek Yerler

Hırvatistanın en yüksek nüfusuna sahip şehri Zagreb, Avrupa devletleri arasında en fazla yeşil alana sahip başkentlerden biridir. Şehir, I. Dünya Savaşı’nın içerisinde olmasından dolayı çok fazla açıdan zarar görmüş olsa da ekonomik, bilimsel ve kültürel anlamda kendini geliştirmiş her yıl yaklaşık 1 milyon turist ağırlar hale gelmiştir. Zagreb Gezi Rehberi yazımızda Zagreb’de gezilecek yerlerleri sizler için derledik.

Zagreb Gezi Rehberi
Zagreb Gezi Rehberi

Ban Jelacic Meydanı

Şehrin kalbi durumunda olan Ban Jelacic Meydanı(Ban Jelacic Square), Zagreb gezilecek yerler çizelgesinde yer alan turistik yapıların birçoğunu bünyesinde barındırıyor. Avusturya-Macaristan tarzında dekore edilmiş bölgede, her daim hareketli bir yaşantı kendini gösteriyor. Cadde üzerine geldiğinizde, turist bilgilendirme ofisinden harita alarak bölge hakkında bir ön fikir edinebilir veya banklardan birine oturarak şehri seyredebilirsiniz.

Zagreb Katedrali

12. yüzyılda Hermann Bolle adındaki mimar tarafından tasarlanan Zagreb Katedrali (Zagreb Cathedral), şehrin turistik cazibe merkezi olduğu için her yıl yoğun bir turist popülasyonuna ev sahipliği yapıyor. Gotik tarzda inşa edilmiş olan muazzam eserin ön kısmına bakıldığında, Meryem Ana ve melek sütunları göze çarpıyor. Şehir merkezine geldiğiniz zaman, Fransa’daki St. Urban Kilisesi‘nden ilham alınarak dizayn edilen bu katedralde, kısa süreli bir ziyaret gerçekleştirebilirsiniz.

St. Mark’s Kilisesi

Trg Sv. Marka caddesinde görülen St. Mark’s Kilisesi (St. Mark’s Church), Avrupa’nın en özgün ibadet yerlerinden birisi olması bağlamında büyük önem taşıyor. 13. yüzyılda kurulmuş Romaneks özelliklere sahip mimari yapı, ilk bakışta dekoratif çatı süslemesi ile dikkati çekiyor. Son derece kusursuz şekilde dizayn edilmiş seramik tavan freskleri, adeta Hırvatistan bayramı serilmiş izlenimi veriyor. Hoş bir görüntü oluşturan çatı döşemesinde Zagreb’in yanı sıra Hırvatistan, Slovenya ve Dalmaçya üçlü krallığı sembolize ediliyor.

Dolac Pazarı

1926 yılından günümüze değin şehrin ana ticaret merkezi olan Dolac Pazarı (Dolac Market), Eski Şehir Meydanı’nda kuruluyor. Şehre yakın kasabalardan bulunan çiftçiler, yetiştirdikleri doğal ürünleri her hafta bu pazar yerinde satışa sunuyorlar. Üstelik pazar yerinde et, balık ve çiçek gibi farkı sınıflandırmalar yapıldığı için istediğiniz ürünü kolay bir şekilde bulabiliyorsunuz.

Gornji Grad

17 ve 18. yüzyıl mimarisini yansıtan Yukarı Kasaba(Upper Town, Gornji Grad), tarihi binaları, otantik kafeleri, hediyelik eşya satan dükkanları ve tramvayları ile şehrin en büyük hareketli alanlarından birisini temsil ediyor. Hükümet merkezi Gradec ve Katolik merkezi Kaptol yerleşimleri ile önem kazanan bölgeye, şehri tanımak için uğranabilir.

Donji Grad

Başkent sakinleri tarafından merkez olarak ifade edilen Aşağı Kasaba (Lower Town, Donji Grad), daha çok ticaret ve iş merkezlerinin yoğunlaştığı modern bir bölge. Sanat galerileri, doğal parkları, tarihi müzeleri, tiyatroları ve alışveriş caddeleri ile canlı yaşantısını her daim korumayı başaran Alt Şehir semtinde her yere yürüme mesafesinde ulaşılabiliyor.

Lotrscak Kulesi

Gradec kasaba duvarını korumak amaçlı 13. yüzyılda inşa edilmiş “Eski Şehir” alanındaki Lotrscak Kulesi (Kula Lotrscak), şehrin simgesel ögelerinin başında geliyor. Latince ismi “Hırsızlar Çanı” anlamına gelen yapıdan her gün öğle saatlerinde top atışları uygulanıyor. Ziyaretinizi öğle vaktine denk getirirseniz, hem şehrin manzarasını izleyebilir hem de kuleden yapılan bu top atışı geleneğini kendi gözlerinizle görme fırsatı yakalayabilirsiniz.

Tkalciceva Caddesi

Sevimli ve renkli evlerle çevrelenmiş olan Tkalciceva Caddesi (Tkalciceva Street), araç giriş olmadığı için sessiz ve sakin bir atmosfer sağlıyor. Yılın her dönemi turist çekmeyi başaran modern caddenin sağ ve sol tarafında, atölye, kafe, bar, restoran gibi çeşitli mekanlar sıralanıyor. Zagreb’in tadını çıkarabileceğiniz büyük meydanda ister akşam yemeği yiyebilir isterseniz de sokak müzisyenlerin sergilediği muazzam performanslara şahit olabilirsiniz.

Maksimir Park

Maksimirski Perivoj adresinde kentin kültürel mirasını yansıtan Maksimir Park (Park Maksimir), yüzyıllık meşe ağaçlarını ve çok sayıdaki bitki – hayvan türlerini içeren geniş bir alanı kaplıyor. 1787 yılında Patrick Taylor‘un dizayn ettiği doğal alanda, yaz ayları çeşitli eğitim programları organize ediliyor. Bisiklet ve kano kiralayarak gezebileceğiniz parkın içerisindeki hayvanat bahçesi ise başta çocuklar olmak üzere tüm ebeveynler tarafından büyük beğeni topluyor.

Zagreb Kırık Kalpler Müzesi

Yarım kalmış aşkları anlatmaya çalışan Zagreb Kırık Kalpler Müzesi (Museum of Broken Relationships), haftanın yedi günü ziyaretçilerini ağırlıyor. Kompleks yapısı ile göz dolduran bu mekanda, eşinden yada sevgilisinden ayrılanların birlikteliğini yansıtan eşyalar, dönüşümlü olarak sergileniyor. Almanya, Makedonya, Sırbistan, İngiltere ve ABD gibi bazı ülkelerde dünya turuna çıkmış olan koleksiyona, ayrıca aile sorunu yaşayan kişiler de bağışta bulunuyor.

Ulusal Tiyatro

Avusturya İmparatoru I. Fransz Joseph‘in öncülüğünde kurulan Hırvatistan Ulusal Tiyatrosu (Crotian National Theatre in Zagreb), sarı renkli yapısı ile 1895 yılından beri Mareşel Tito Meydanı‘na ayrı bir güzellik katıyor. Neo barok tarzına uygun şekilde dizayn edilmiş tiyatro binası, tiyatro gösterimlerinin dışında konferans ve kongre gibi çeşitli organizasyon etkinliklerinde de sıklıkla tercih ediliyor. Drama, opera veya bale gibi sanatsal etkinlikler için bir bilet alarak, Hayat Çeşmesi Heykeli ile bütünleşmiş tarihi mekanı gezmeye başlayabilirsiniz.

Zagreb Eye

360 derecelik seyir imkanı tanıyan Zagreb Eye(Zagreb Eye), şehrin en yüksek noktası olduğu için görenleri bir hayli hayrete düşürüyor. Zagreb gezilecek yerler arasında değerlendirilen turistik balkon, Ban Jelacic Meydanı‘ndaki bir gökdelenin 16. katında karşınıza çıkıyor. Etkileyici manzaraya sahip açık terasa çıktığınız zaman güler yüzlü hizmet veren kafeye geçerek, masa oyunları ile eğlenebilirsiniz. Dilerseniz rahat ve ferah koltuklara yaslanarak gün batımına karşı şarabınızı yudumlayabilirsiniz.
Mimara Müzesi

Roosevelt Meydanı‘nın kültürel dokusunu vurgulayan Mimara Müzesi (Mimara Museum), zengin sanat koleksiyonları ile ön plana çıkıyor. 3700 farklı eserin saklandığı mekan; Yakın, Orta, Uzak Doğu ve Avrupa Sanatı gibi çeşitli bölümlere ayrılıyor. 1987 yılında Kuno Waidmann aracılığıyla denetlenen müzede ayrıca Lorenzetti, Veronese, Canaletto ve Giorgione gibi ünlü sergileri görmek de mümkün.

Zagreb Gezi Rehberi: Ne Yenir?

Akdeniz ve karasal iklimin hakim olmasının yanı sıra hem Adriyatik Denizi’ne kıyısı olması hem de Avrupa’nın merkezine yakın olması nedeniyle zengin bir mutfağa sahip olan Hırvatistan, İtalyan ve Orta Avrupa mutfaklarından esintiler de taşımaktadır. Zagreb Gezi Rehberi yazımızda Zagreb’de tadabileceğiniz lezzetleri sizler için derledik.

Strukle

Yufka ile yapılan bir çeşit çorbadır.

Manestra od Bobici

Mısır ve fasulye ile yapılan bir çeşit çorbadır.

Kalja

Bir çeşit sebze çorbasıdır.

Cobanac

Her türden etin çeşitli sebze ve baharatlarla pişirildiği yahni çeşididir.

Soparnik

İçi pazı ile doldurulup hazırlanan hamur işidir.

Grah

Bir çeşit sosis çorbasıdır.

Janjetina

Kuzu kızartma.

Hobonitce

Salata ile birlikte servis edilen bir çeşit ahtapot yemeğidir.

Punjene Paprike

Biber dolması.

Skampi na Buzaru

Taze istiridye.

Pasticada S Njokima

Özel soslarla birlikte haşlayarak yapılan bir et yemeğidir.

Ispod Peke

Kuzu, ahtapot veya dana etinin taş fırında üzerine kor kömürler yerleştirilip pişirilmesiyle hazırlanan bir yemek.

Pasticada

Dana eti kırmızı şarap, sarımsak ve akdeniz otları ile marine edilir. Pişirme sırasında kuru erik, havuç, soğan, karanfil ve Hindistan cevizi ilave edilerek lezzetçe zengin ve yoğun – koyu renk bir sos elde edilir. Geleneksel olarak ev yapımı patates ile servis edilir.

Crni Rizot

Mürekkep balığı ve kalamar bu sıradışı yemeğin ana malzemesidir. Siyah olmasının sebebi ise mürekkep balığının mucizevi renginin tüm yemeğe karışmasındandır. Akdeniz mutfağının en özel ve sıradışı yemeklerinden biridir. Üzerine rendelenen peynir ile servis edilir.

Pariski Odrezak

Peynir, jambon ve domuz eti ile pişirilen bir çeşit Schinitzel.

Fuzi i Pljukanci

Geleneksel bir makarna çeşididir.

Lignjes Krumpirom

Fırında patatesli kalamar.

Cevapi

Bir çeşit kebap. İzmir tire köftesi veya Akçabat köftesi ile benzer.

Kulaneva

Bir çok baharat ve et çeşidini karıştırarak yapılan bir sosis.

Tardufi

Çokça tüketilen mantar çeşididir.

Prsut

Kurutulmuş Jambon.

Madjarica

Çikolatalı mozaik kek.

Makovniyaca

Mayalı hamurdan açılan yufkaların arasına haşhaş sürülerek yapılan haşhaşlı rulo hamur işidir.

Orehnjača

Makovniyaca’nın cevizle hazırlanan halidir.

Kremsinite

Üzeri milföy hamuru, arasında iki farklı krema katmanından oluşan bir tatlıdır.

Krafna

Jöleli çörek.

505 s Crtom

Hırvat şekeri.

Zagreb Gezi Rehberi: Ne İçilir?

Sljivovica: Erik rakısı.

Rekija: Bir çeşit rakı.

Pelinkovac: Pelin ağacı özünden yapılan likör, alkol içeriği hacmen % 28-35’tir. Jagermeister’e benzeyen bir tadı vardır.

Maraschino: Kiraz veya vişne likörü.

Karlovacko, Ozujsko: Yerel bira markaları.

Plavac Mali: Zagreb ve çevresindeki üzümlerden yapılan şarap markası

Kozlovic: Zagreb ve çevresindeki üzümlerden yapılan şarap markası

Malvazija: Zagreb ve çevresindeki üzümlerden yapılan şarap markası

Prosek: Zagreb ve çevresindeki üzümlerden yapılan şarap markası

Bambus: Kırmızı şarap ve kola bazlı meşrubat içeren bir içki

Travarica: Çeşitli meyvelerden yapılan bir çeşit rakı.

Kruskovac: Bir çeşit armut likörü.

Zagreb Gece Hayatı

Rakiplerini aratmayacak kadar hareketli bir gece hayatına sahip Zagreb, ziyaretçilerine geç saatlere kadar açık kafelerden pub’lara, küçük barlardan büyük gece klüplerine kadar farklı alternatifler sunar.

Sirup

Tıpkı Berlin’deki ünlü Berghain gibi Sirup da eski bir fabrikanın restore edilmesiyle meydana gelmiş. Dışarıdan bakıldığında terk edilmiş bir yapıya benzeyen bu mekanın kabininden dünyanın en ünlü dj’leri geçmiş.

Pepermint

Merkezi konum avantajı ve seçkin müşteri kitlesi ile rakiplerinden ayrılan Pepermint, deyim yerindeyse Zagreb eğlence hayatının göz bebeği. Elektronik müziğin yanı sıra canlı pop performanslarının da dinlenebileceği mekan gündüz saatlerinde de kafe-bar olarak hizmet veriyor.

Purgeraj

Dünya genelinde hızlı bir gelişim gösteren hipster eğlence tarzının Zagreb’deki adresi Pürgeraj. Yüksek bir dans pistine, büyük bir bara ve iki açık oturma alnına sahip.

Jackie Brown

Gerçekten klas ve sofistike bir bara sahip olan Jackie Brown, ince viskiler ve kaliteli konyaklar eşliğinde hareketli konuşmalarla ilgilenen olgun ve zengin bir kalabalığa sahip. Koyu renk ahşap mobilyalarla dolu olan şık iç mekan rahat bir ambiyansla parıldıyor. Hafta sonları hayli kalabalık olan bu mekanda günün her saatinde keyifli zaman geçirilebilir.

Bp Caz Bar

Adını dünyaca ünlü Sırp Caz Ustası Bosko Petrovic’ten alan BP, Zagreb’in en iyi caz barı olarak biliniyor. Caz müziği Sırp halkına tanıtan Bosko Petrovic eserlerinin dünyaca ünlü caz ustaları tarafından sahnelendiği BP, caz tutkunlarının mutlaka uğradıkları mekan.

Diğer şehir rehberleri için Şehir Rehberi sayfamıza göz atabilirsiniz…

https://www.tourbulance.com.tr/wp-content/uploads/2018/09/Belgrad-640x480.jpg

Tuna ve Sava Nehir’lerinin kesiştiği noktada kurulan ve konumu sebebiyle bir çok kuşatma görmüş “Beyaz Şehir” Belgrad, Sırbistan‘ın başkentidir. Belgrad Gezi Rehberi yazımızda gezilecek yerler, yeme içme kültürü ve gece hayatından bahsedeceğiz.

Belgrad Gezi Rehberi: Gezilecek Yerler

Tuna ve Sava Nehir’lerinin kesiştiği noktada kurulan ve konumu sebebiyle bir çok kuşatma görmüş “Beyaz Şehir” Belgrad, Güney Doğu Avrupa’nın büyük şehirlerinden biridir. Tarihi boyunca 115 Savaşa ve 44 Yıkıma sahne olmuştur. Belgrad Gezi Rehberi yazımızda Belgrad’da gezilecek yerleri sizler için derledik.

Belgrad Gezi Rehberi
Belgrad Gezi Rehberi

Kale Meydanı

Şehrin merkezinde yer alan Kalemegdan (Kale Meydanı) Belgrad’ın en turistik ve en gözde mekanı. Yazın en sıcak ya da kışın en soğuk günü olsa bile muhakkak burası görülmeli.

Kalemegdan, Tuna ve Sava nehirlerinin buluştuğu noktada yükselen bir tepede yer alıyor. Geniş bir alana yayılan Kalemegdan, tarihi Belgrad Kalesi’nin yanında, Osmanlı’dan kalan eserlere ve geniş parklara da ev sahipliği yapıyor. Kalemegdan’ın bulunduğu tepeden Tuna ve Sava nehirlerinin birbirine kavuştuğu alanı da görebilirsiniz.

Kale

Belgrad Kalesi, tarihte yüzden fazla kez istila edilmiş. 1521 yılında Osmanlı  İmparatorluğu sınırları içine katılmış. Kanuni Sultan Süleyman Han önderliğinde Osmanlı kuvvetleri Belgrad’ı 1521 yılında fethediyorlar. Ortodoks nüfusun bir kısmı da İstanbul’a bugün Belgrad Ormanı bölgesine gönderiliyor.

Tuna nehri ile Sava nehirlerinin kesiştiği noktada yer alan önemli bir kale. Tarihte birçok medeniyet bu kaleye sahip olmak istemiş. Osmanlı’dan önce Avusturya ve Macaristan Krallığı burada hüküm sürmüş. M.Ö. 85 yılında Romalıların ilk taşı koyması ile Kale yükselmeye başlamış ve Osmanlı buraya geldiği zaman kaleyi geliştirmişler.

Tuna Nehri, Avrupa’nın en uzun ikinci nehri. Yaklaşık 2800 kilometre uzunluğunda, on tane ülkeyi suluyor ve Karadeniz’e dökülüyor. Hemen kalenin yanından gelen Sava Nehri’de Tuna Nehri’nin en önemli kollarından biri. 4 tane ülkeyi suluyor ve oda Tuna Nehri vasıtası ile Karadeniz’e dökülüyor.

Mihailova Caddesi

Kalemegdan ile kentin merkezini bağlayan Knez Mihailova Caddesi, araç trafiğine kapalı. Cadde boyunca sıralanan mağazalar, kafe ve restoranlar geç saatlere kadar canlılığını koruyor. Buradaki binaların çoğu 19. yüzyıla ait. Cadde, Trg Republike’ye yani Cumhuriyet Meydanı’na kadar uzanıyor. Burası da Belgrad’ın İstiklal Caddesi diyebileceğimiz Knez Mihailova Caddesi. Yılın her zamanında çok kalabalık, hareketli olan bu cadde, yaz aylarında çok daha renklidir. İster kafe ve restoranlarda hoş vakit geçirin, ister dükkanları gezin, ya da sadece bir ucundan diğer ucuna yürüyün. Belgrad’a geldiğiniz zaman mutlaka yolunuz buraya düşecektir.

Cumhuriyet Meydanı

Cumhuriyet Meydanı (Trg Republike) ortasında Osmanlıların Sırbistan üzerindeki hakimiyetini sonlandıran Prens Miloš Obrenović’in bir eliyle ileriyi işaret ettiği bir heykeli bulunuyor. Rivayet o ki; Prens, Osmanlı’ya İstanbul’u gösteriyor!

Heykelin çevresi, Belgradlıların arkadaşlarıyla buluşmak için randevu verdikleri yer olarak ünlenmiş. Özellikle akşam saatlerinde meydan iyice kalabalıklaşıyor ve bu durum gecenin geç saatlerine kadar sürüyor.

Terazije Meydanı

Cumhuriyet Meydanı’ndan biraz devam edildiğinde ise kentin bir başka önemli meydanı olan ve adını Türkçe’den alan Teraziye Meydanı’na ulaşılıyor. Bu meydana ismini, kentin su dağıtımı için 1840’larda Osmanlı’nın inşa ettiği su kulesi vermiş.

Meydanın ortasından geçen Terazije Caddesi’nin bir ucu Knez Mihailova Caddesi‘ne diğer ucu ise Aziz Sava Katedrali’ne götürür sizi. Çok işlek bir meydan olan Terazije, Belgrad Belediye Sarayı, Parlamento Binası, Cumhurbaşkanlığı Köşkü ve daha birçok önemli yere de yürüme mesafesindedir

Aziz Sava Katedrali

Sırbistan’da yaşayanların çoğu Hıristiyanlık dininin Ortodoks mezhebine inanıyorlar. Bu nedenle ülkede Ortodoks kiliseleri çok fazla. Ayrıca burası Balkanların en büyük Ortodoks Katedrali. Yaklaşık 12 bin kişiyi aynı anda ağırlayabiliyor. Adını da Sırp Ortodoks Kilisesi’nin kurucusu Aziz Sava’dan alıyor. Katedralin yapımı bağışlarla sürdürüldüğü için dışı yıllar önce tamamlanmış olsa da, içindeki inşaat hala devam ediyor.

Nikola Tesla Müzesi

Edison’un adını herhalde herkes duymuştur ama Nikola Tesla o kadar duyulmamış olabilir. Nikola Tesla Müzesi, Belgrad’ın merkezine yakın olan Krunska Caddesi üzerindedir ve mutlaka görülmesi gereken bir yer. Yaşadığı dönemde hakkı verilmemiş olan bu bilim adamını, neler yaptığını ve icatlarını demolar ile görme şansını bulacağınız nefis bir müze.

Skadarlija

Kent merkezindeki Skadarlija semti Sırp mutfağının lezzetlerini geleneksel müzikler eşliğinde tadabileceğiniz restoranlara ev sahipliği yapıyor. Arnavut kaldırımlı sokakları boyunca sıralanan tarihi yapıların hemen hepsi restoran, kafe, gece kulübü gibi yeme içme ve eğlence mekanlarına dönüştürülmüş. “Bohem mahalle” olarak da ünlenen Skadarlija, aynı zamanda Belgradlı sanatçı, yazar ve gazetecilerin de uğrak yeri.

Belgrad Gezi Rehberi: Ne Yenir?

Konumundan dolayı bir çok kültürün izlerini taşıyan Sırbistan, Osmanlı’dan, Macar, Boşnak ve Akdeniz ikliminden etkilenmiş mutfağı ile ziyaretçilerine zengin lezzetler sunuyor. Belgrad Gezi Rehberi yazımızda Belgrad’da tadabileceğiniz lezzetleri sizler için derledik.

Pljeskavica

Domuz eti, sığır eti ve kuzu eti baharatlı patty karışımı ızgara bir tabak olan Pljeskavica, Bosna Hersek ve Hırvatistan’da da popüler olan Sırbistan’ın ulusal bir yemeği.

Karadordeva

Dana veya domuz bifteğinin içini kaymak ile doldurup rulo şekline getirerek pane harcı ile kızartılmasıyla oluşturulan bir yemek. Yanında kızarmış ya da haşlanmış patates ve tartar sosla servis edilir.

Cevapcici

Balkanlarda bir kebap çeşidi. Doğranmış soğan, acı sos, ayvar, köy peyniri ve kırmızı biberle sunulmaktadır.

Proja

Mısır ekmeği.

Lepinja

Pide

Pecenje

Genelde kavrularak ya da kızartılarak hazırlanan dana, kuzu, keçi veya domuz etinden yapılan bir kebap çeşididir.

Jagnjeceg Mesa

Kuzu etinden yapılan bir tür güveçtir.

Riblja Corba

Balık çorbasıdır.

Pasulj

Fasulye çorbası.

Punjene Paprike

Biber dolmasıdır.

Skembici

Güveç şeklinde, sebze ve çeşitli baharatlar ile yapılan bu yemek haşlanmış patates ile servis edilir. İşkembe çorbasına benzer.

Sarma

Pirinç ve bol miktarda kıyma içeren dolma sarmasıdır.

Duvec

Güveç.

Gibanica

Su böreğine benzer bir börek çeşididir.

Kobasica

Yanında kaymak, patates ve salata ile birlikte servis edilen yerel usulde hazırlanan sosis.

Sopska

Söğüş salatalık, domates ve soğan üzerine yağlı bir peynir rendelenerek hazırlanan salatadır.

Ajvar

Hemen hemen her yemeğe mükemmel şekilde eşlik eden bir çeşit garnitür. Kırmızıbiber, sarımsak ve patlıcanların karışımıyla elde edilen bu garnitürü Sırplar salata olarak değerlendiriyor. Öyle ki, ajvara Sırbistan salatası diyorlar. Acılığı isteğinize göre ayarlanan bu lezzeti kahvaltılık sos ya da meze şeklinde tüketebilirsiniz.

Urbenes

Bir çeşit sos ya da meze olarak değerlendirilebilecek Urbenes, peynir, kırmızıbiber ve çeşitli baharatlarla yapılıyor. Kullanılan biber nedeniyle çok acı olabiliyor ama isteğinize göre acı seviyesini söyleyebilirsiniz

Kajmak

Kaymak.

Krofne

Lokmaya benzer hamur işidir.

Palacinke

Kreple yapılan bir çeşit tatlıdır.

Ustipci

Kızartılmış hamur işidir.

Ratluk

Lokum

Sutlijas

Sütlaç

Krempita

Milföy hamur arasında krema olan tatlı çeşididir.

Belgrad’da Ne içilir?

Kafa: Kahve
Caj: Çay
Rakija: Erik rakısı
Jelen: Yerel bira markası
Lav: Yerel bira markası
Podrum Braca Rajkovic: Yerel yetiştirilen üzümlerden yapılan şarap markası.
Vina Aleksandrovic : Yerel yetiştirilen üzümlerden yapılan şarap markası.
Sljivovica: Bir çeşit erik rakısı.
Pelinkovac: Pelin ağacı özünden yapılan likör, alkol içeriği hacmen % 28-35’tir. Jagermeister’e benzeyen bir tadı vardır.
Vinjak: Brendi, damıtılmış şaraptan üretilen yüksek dereceli alkollü içki. Üzümden yapılan şarabın yanı sıra mayalanmış başka meyvelerden de üretilir. Genellikle yemek sonrası tüketilir.
Medovaca: Sljivovica’nın ballı versiyonudur.

Belgrad Gece Hayatı

Yazın ayrı kışın ayrı mekanlarda eğlence hayatı olan Belgrad’da sadece Sırp vatandaşlar değil hafta sonu için çevre ülkelerden gelen ziyaretçiler çılgınca eğleniyorlar. Bu sebepten gece hayatıyla CNN ve Time Dergisi’ne bile konu olmuş bir şehir. Yazın Sava ve Tuna Nehri’nde yüzen club teknelerde, kışınsa şehir merkezinde gün ağarınxaya kadar eğlence durmak bilmiyor.

The Bank Club

Son yıllarda yazlık ve kışlık olarak en hızlı yükselen gece kulüplerinden The Bank (Eski ismiyle Beton) haftanın 3 günü hizmet veriyor. R&B ağırlıklı müzikseverlerin toplanma yeri olarak bilinen kulüp gece 12-04 arasında çalışıyor. Son yıllarda şehre gelen enlü DJ’ler performans gösterdiği kulüp, kapıda Avrupa’nın en iyilerinden olduğu yazıyor olsa da Belgrad için ortalama bir mekan. Kış sezonunda gidilebilecek en iyi kulüplerden biri.

Freestyler

Freestyler Winter Stage 2 yıl öncesine kadar Tilt adıyla hizmet veriyordu. Şehrin en popüler yazlık kulübü olan Splav Freestyler’ın kışlık versiyonu olan mekan, bu yıl değişen dizaynıyla en şık gece kulübü. Üst kesime hitap eden mekan Salı, Perşembe, Cuma, Cumartesi günleri hizmet veriyor. Her gece farklı müzik temasıyla program yapan Freestyler’ın en çılgın partisi ise Salı günü gerçekleşen Sırpça 90’s partisi.

Hype Gece Kulübü

2017 yılında açılan Hype şuan için şehrin en kaliteli gece kulübü olarak geçiyor. Şehrin diğer kulüplerinin aksine Hype mekana 25+ misafirleri kabul ediyor. Turist odaklı çalışmayan, sadece müşteri memnuniyetini ön planda tutan Hype, bu kadar kısa sürede bir numara yapan neden de zaten “clubber” misafir kitlesi. Çarşamba, Cuma, Cumartesi geceleri hizmet veriyor.

Mr. Stefan Braun Gece Kulübü

Stefan Braun, 20 yıldır aynı isim ve konumda hizmet veriyor. Turistler tarafından en çok bilinen mekan bir apartmanın 9. katında bulunuyor ve apartmanda bulunan özel asansörlerle çıkıp kendinizi partinin ortasında buluyorsunuz. Oldukça küçük ve sıkışık bir yer. Haftanın her günü çalışan mekan ayrıca gece 12.00 de başlayıp sabaha 07.00 ye kadar hizmet veriyor.

Brankow Gece Kulübü

Şehrin en önemli köprüsü olan Brankow Köprüsünün ayağında bulunan kulüp, RnB-Hiphop severler için hizmet veriyor. Perşembe, Cuma, Cumartesi günleri çalışan 200-250 kişilik kapasitesi olan mekan, ilginç tasarımıyla ilgi görüyor.

Diğer şehir rehberleri için Şehir Rehberi sayfamıza göz atabilirsiniz…

https://www.tourbulance.com.tr/wp-content/uploads/2018/09/Vatikan-640x480.jpg

Bir şehir devleti olan Vatikan, İtalya’nın Roma şehrinde bulunan, Hristiyanlık dini Katolik mezhebinin yönetim merkezidir. Vatikan Gezi Rehberi yazımızda dünyanın en küçük şehir devletlerinden Vatikan’da gezilecek yerlerden bahsedeceğiz.

Vatikan Gezi Rehberi: Gezilecek Yerler

Bir şehir devleti olan Vatikan, İtalya’nın Roma şehrinde bulunan, Hristiyanlık dini Katolik mezhebinin yönetim merkezidir. Dünya’nın yüzölçümü açısından en küçük devletlerinden biri olmasına rağmen tarihi önemi çok büyüktür. Sahip olduğu sanat eserleri ve arşiviyle dikkat çeken şehir, tüm dünyadan turistler ağırlamaktadır. Vatikan Gezi Rehberi yazımızda Vatikan’da gezilecek yerleri sizler için derledik.

Vatikan Gezi Rehberi
Vatikan Gezi Rehberi

Aziz Petrus Meydanı

Aziz Petrus Meydanı, dünyanın en küçük devleti olan Vatikan’ın ünlü meydanıdır. Aziz Petrus Bazilikası’nın önünde yer alan meydan Napolili sanatçı, heykeltıraş ve mimar Gian Lorenzo Bernini tarafından Papa VIII. Alexander için 1656-1667 yılları arasında yaptırılmıştır. Berinini’nin 196 cm aralıklı sütun dizisi buraya gelen ziyaretçileri kucaklamak ister gibi iki yana açılmıştır.

Meydanın ortasında yer alan ve M.Ö 1. yüzyıldan kalma dikilitaş, İskenderiye’den getirilip 1586 yılında bulunduğu konuma 150 at ve 47 vinç yardımıyla dikilmiştir. Aziz Petrus Meydanı’nda 2 adet de çeşme yer almaktadır. Sol bölümde yer alan çeşme Bernini’nin, sağ tarafta yer çeşme ise Domenico Fontana’nın eseridir.

Papa eğer konutundaysa her çarşamba genellikle saat 10.30’da genel ziyaretçilerine hitap eder. Pazar günleri ise öğle vakti Pazar ayini için dairesinin penceresinde belirir ve kısa bir konuşma ile meydandaki kalabalığa hitap eder.

Aziz Petrus Bazilikası

Hristiyan dünyasının en önemli yapılarından biridir. Roma Katoliklerinin hac noktası olan yapı dünyanın en büyük kilisesi olup yapı içine aynı anda 60.000 kişi sığabilir. Vatikan’ın bu ünlü kilisesi 222 metre uzunluk ve 138 metre yükseklikteki boyutları ile devasadır.

2.yüzyılda Aziz Petrus’un mezarının olduğu yere bir anıt dikilmiş ve daha sonra bu noktaya İmparator Constantinus’un emri ile ilk bazilika M.S 349 yılında yapılmıştır. 15. yüzyılda yıkılmaya yüz tutan orijinal bazilikanın yerine yenisi yapılmıştır. Şu anki bazilikanın yapımına 1506 yılında Papa II. Julius zamanında başlanmıştır. Yapımı 100 yıldan fazla süren bazilika, 1612 yılında, Papa V. Paul’un döneminde bitirilebilmiştir.

Aziz Petrus Bazilikası’nın tasarımında Michelangelo, Donato Bramante ve Raphael gibi Rönesans ustaları yer almıştır.

Kubbe

Bazilikanın en önemli bölümüdür. Michelangelo bu bölüm için daha az kuvvet uygulayan bir yapı tasarlamıştır. Bazilikanın muhteşem iç mekânı ile uyumlu olan 136,5 metrelik kubbe Michelangelo’nun ölümünden 26 yıl sonra tamamlanabilmiştir. Dilerseniz kubbeye çıkarak muhteşem manzaranın keyfini çıkartabilirsiniz. Bu noktadan Aziz Petrus Meydanı ve şehrin geri kalanı harika gözükür. Yalnız kubbeye çıkmanız için 330 basamaklık merdiveni göze almanız gerekiyor. Kubbeye çıkış ücretlidir ve ziyaret saatleri değişiklik göstermektedir.

Pieta

Aziz Petrus Bazilikası’ndaki en önemli eserlerinden biridir. Heykelde Hz. Meryem, Hz. İsa’nın çarmıha gerilmiş bedenini kucaklamış hali betimlenmiştir. Michelangelo 1499 yılında bu başyapıtını ortaya koyduğunda henüz 25 yaşındaydı. Heykel, 1972 yılından bu yana özel bir cam bölümde sergilenmektedir.

Baldaken

Sarmal sütunların taşıdığı bronz sayvan, 20 metre yüksekliğindedir ve 17. yüzyılda Bernini tarafından tasarlanmıştır.

Aziz Petrus Heykeli

Heykeltıraş Arnolfo di Cambio tarafından 13. yüzyılda yapılmış bronz heykeldir. Ziyaretçiler genellikle heykelin ayağına dokunmak ve öpmek isterler, bu nedenle bu bölümde genellikle uzun sıralar oluşabilmektedir.

Sistina Şapeli

Vatikan ve Roma başta olmak üzere dünyanın en değerli sanat eserlerinin bulunduğu bir şapeldir. Vatikan Müzesi‘ne bağlı olan ve müzenin son durağı olan şapel, her yıl dünyanın dört bir köşesinden gelen yaklaşık 4,5 milyon ziyaretçi tarafından ziyaret edilir.

Roma’nın en önemli sanatsal hac yeri olan Sistina Şapeli, Papa IV. Sixtus için, 1477 ile 1481 yılları arasında yaptırılmıştır. IV. Sixtus şapeli boyaması için aralarında Botticelli’nin de olduğu ve o günün en büyük sanatçılarını görevlendirmiştir. Başlangıçta tavan altın yaldızlarla süslenerek maviye boyanmış ve duvarlara Musa ile İsa’nın hayatından sahneler çizilmiştir. Sixtus’un yeğeni, Papa II. Julius 1508’den 1512 yılları arasındaki mavi-altın rengindeki tavanı değiştirmesi için Michelangelo’yu tutmuştur.

Michelangelo, tavan fresklerini, Papa II. Julius için 1508-12 arasında yapmış, özel bir iskele üzerinde tek başına çalışmıştır. Dünyanın Yaratılışı ve İnsanın Düşüşü gibi konumların betimlendiği ana panolar Eski ve Yeni ahit figürleriyle sarılmıştır. Bu muazzam proje için Michelangelo Hz. İsa’nın atalarından, peygamberlerden, kâhinlerden ve oluşumla ilgili sahneler tasarlamış, fresklerle portreler yapmıştır.

Ziyaretçiler için tasarlanmış bu sahneler günah ile ilahi öncelikler ile ilgili önemli prensipleri konu alır. Tavanda yer alan en ünlü sahnelerden biri Adem’in Yaratılışı Sahnesi’dir (The Creation of Adam). 1980’lerde yapılan yenileme, tavan fresklerinin beklenmedik canlı renklerini ortaya çıkarmıştır.

Tavanda yer alan Adem’in Yaratılışı sahnesi dışında, Adem ve Havva’nın Bilgi Ağacı’ndan yasak meyveyi tatmaları ve Cennet’ten kovulmalarının betimlendiği İlk Günah, Libya Kahini, Güneşin ve Ayın Yaratılışı sahneleri de şapeldeki önemli betimlemelerdendir.

Sistina Şapeli, sadece harikulade bir sanat eserlerini görmek isteyen turistlerin gittiği bir yer değildir; burası halen Papanın çeşitli ayin ve vaftiz törenlerine katıldığı ve kardinallerin yeni papayı seçerken oy kullanmak için toplandığı, aktif hizmet veren bir kilisedir.

Diğer şehir rehberleri için Şehir Rehberi sayfamıza göz atabilirsiniz…

https://www.tourbulance.com.tr/wp-content/uploads/2018/09/Selanik-640x480.jpg

Yunanistan’ın kültür başkenti olarak anılan, Tourbulance Otobüsle Büyük Avrupa Turu’nun ilk durağı, ülkenin ikinci en büyük şehri olan Selanik, M.Ö. 315 yılında Makedonya kralı Kassandros tarafından kurulmuştur. Selanik Gezi Rehberi yazımızda gezilecek yerler, yeme içme kültürü ve gece hayatından bahsedeceğiz.

Selanik Gezi Rehberi: Gezilecek Yerler

Yunanistan’ın kültür başkenti olarak anılan, Tourbulance Otobüsle Büyük Avrupa Turu’nun ilk durağı, ülkenin ikinci en büyük şehri olan Selanik, M.Ö. 315 yılında Makedonya kralı Kassandros tarafından kurulmuştur. Makedonya Krallığı ardından Roma İmparatorluğu daha sonra da Osmanlı İmparatorluğu himayesi altına girmiştir. Bu sebepten özellikle Roma, Yahudi ve Osmanlı yapıları şehrin sokaklarına yayılmış durumdadır. Ayrıca Mustafa Kemal Atatürk’ün doğduğu şehirdir. Selanik’i ziyaret edecekler için görülmesi gereken bir çok nokta bulunuyor. Selanik Gezi Rehberi yazımızda Selanik’te gezilecek yerleri sizler için derledik.

Selanik Gezi Rehberi
Selanik Gezi Rehberi

Atatürk Evi Müzesi

Selanik gezmek için çok hoş bir lokasyon ayrıca manen anlamı da büyük. Mustafa Kemal Atatürk’ün doğum yeri. Atatürk’ün ailenin bir önceki evinde dünyaya geldiği hakkında iddialar olsa da yaygın görüş, bugün müze olarak kullanılan, ailesiyle beraber bir süre yaşadığı Selanik, Agiu Dimitriu Caddesi üzerindeki evde doğduğudur. Tourbulance Otobüsle Büyük Avrupa Turu ile ilk ziyaret edilecek noktalardan biri Atatürk Evi Müzesi’dir. Pazartesi günleri dışında haftanın her günü 10:00-17:00 saatlerinde ziyarete açıktır. Hemen yanı başında Türk Konsolosluğu bulunmaktadır. Çevrede Selanik’te yaşayan Türklere ait mağaza, kafe ve mağazalar yer almaktadır.

Beyaz Kule

Osmanlı döneminde şehir fethedildikten sonra eski Bizans Kulesi’nin yerine inşa edildiği ve bazı tarihçileri tarafından mimarının Mimar Sinan olduğu söylenen Beyaz Kule, Selanik’in sembolüdür. Osmanlı’da savunma amacı dışında zindan ve çeşitli işkenceler için de kullanıldığı söylenmektedir. Dolayısıyla Balkan Savaşları sonunda şehir tekrar Yunanlıların eline geçtiğinde, kötü namından kurtarılmak için kule sembolik olarak vaftiz edilmiş ve beyaza boyanmıştır. Boya zaman içerisinde kaybolmuş olsa da adı Beyaz Kule olarak anılmaya devam etmiştir. Kule çeşitli sergilere ev sahipliği yapmaktadır ve günün belirli saatlerinde içerisini ve seyir terasını ziyaret etmek mümkün.

Aristotelous Meydanı

Şehrin ana meydanı, Fransız mimar Ernest Hebrard tarafından tasarlanmıştır. 1917 tarihinde neredeyse tüm şehri yok eden yangın felaketi sonrası çarpık kentleşmeyi engellemek amacıyla yeni bir şehir planlaması ile düzenlenmiştir. 1950’lerde inşa süreci bitmiş ve meydandaki çoğu bina yenilenmiştir. Üç tarafı caddeler ve görkemli binalar ile çevrilidir. Meydanı kesen ara sokaklarda gündüzleri çeşitli pazarlar kurulmaktadır. Bu pazarlarda yiyecek çeşitleri, hediyelik eşya ve tekstil ürünleri bulabilirsiniz. Turistik bir nokta olmasının yanı sıra şehir merkezi olduğundan çevresinde kafe, restoran, bar, banka, iş yeri ve mağaza gibi bir çok mekan bulunmaktadır. Aristoteles Meydanı hem turistler hem de yerliler için canlı bir lokasyondur.

Tsimiski Caddesi

Selanik’in en popüler alışveriş caddesi Tsimiski Caddesi.. Şehrin kalbinde bulunan bu cadde ilk bakışta İstanbul’un Bağdat Caddesi’ni andırır. Bir çok Yunan markasından dünya markalarına, kitap evlerinden hediyelik eşyacılara kadar bir çok seçenek mevcut.

Azize Sofia Kilisesi

Selanik’in en eski kilisesi unvanını elinde bulunduran Azize Sofia Kilisesi‘nin kökeni 3.yüzyıla dayanmaktadır. 8.yüzyılda, İstanbul’daki Ayasofya’nın tasarımı örnek alınıp inşa edilmiştir. 1200’lerin başında şehir Venediklilerin egemenliği altına girdiğinde Katolik katedraline dönüştürülmüş, Osmanlı’da ise merkez cami olarak kullanılmış, Balkan Savaşları sonrasında tekrar kiliseye dönüştürülmüştür. Şehir merkezinde olan bu kilise, kendi ismi üzerindeki sokak ile Ermou sokağının kesişme noktasında bulunur.

Aziz Dimitri Kilisesi

Selanik’in en önemli kiliselerinden biri olarak anılan ve şehrin koruyucusu Aziz Dimitri’ye adanan bu kilisenin kökenleri 4.yüzyıla dayanır. Türk Konsolosluğu ve Atatürk Evi Müzesi’nin bulunduğu cadde üzerinde yer almaktadır.

Kamara (Galerius Kemeri)

Selanik’in en çok bilinen ve birçok yerli ve yabancının buluşma noktası olan Kamara, Dimitriou Gounari ve Egnatia yollarının kesiştiği noktada bulunmaktadır. M.S. 3.yüzyılın sonunda ve 4.yüzyılın başında, Roma İmparatorluğu’nun dört büyük liderinden biri olan ve Balkan Yarımadası’nın yöneticisi olan ve 299 yılında Selanik’i bu bölgenin başkenti yapan, Sezar Galerious’u onurlandırmak için yapılmıştır.

Rotonda

1523 yılından 1591 yılına kadar Rotonda Selanik’in katedraliydi. 1591 yılında Osmanlının şehri almasında sonra camiye dönüştürüldü. Batı tarafına yapılmış olan minare camiye dönüştürülmesinden bu yana ayaktadır. 1912’de Selanik’in Yunanistan’a geçmesinden sonra bu yapı tekrar Hristiyan inancına açıldı. 1917’de bir kararname ile “Makedon Müzesi” oldu. Rotonda’nın inşası M.S. 300’lü yıllarda Galerious tarafından başlatılmıştır. Bir rivayete göre bu yapı Galerious’un mezarı için yapılmıştır fakat Sezar Selanik’ten uzakta ölmüş ve toprağa verilmiştir. Başka bir rivayete göre bu yapı dini inanca hizmet etmesi için Zeus’a adanmıştır.

Ladadika

Yaşam ve eğlence merkezi olarak önem taşıyan Ladadika Bölgesi, bir nevi barlar sokağı olarak nitelendiriliyor. Tsimiski caddesinin sonunda karşınıza çıkan hareketli meydanda her zevke uygun eğlence mekanı görülebiliyor. Kaliteli ve nezih imkanlara sahip restoranlar da yine şehrin özgün yemeklerini yansıtmaya yardım ediyor. Ladadika bölgesine gelerek hoş Yunan ezgiler eşliğinde yemeğinizi yiyebilir veya içkinizi yudumlayabilirsiniz.

Bizans Kültürü Müzesi

3000‘den fazla envanterin sergilendiği Bizans Kültürü Müzesi (Museum of Byzantine Culture), 1994 yılından günümüze değin sanatsal açıdan hizmet veriyor. Bizans ikonlarından freskolara, seramiklerden Hristiyan sanatlarına kadar pek çok alanda çeşitlilik gösteren müzede “Erken Hristiyan Kiliseleri“,  “Erken Hristiyan Şehirleri ve Konutları” ve “Elysion Çayırlarından Hristiyanlığın Cennetine” olmak üzere 3 daimi sergi alanı göze çarpıyor.

Selanik Arkeoloji Müzesi

Kuruluşu 1962 yılına dayanan Selanik Arkeoloji Müzesi zaman içerisinde farklı restorasyonlardan geçen müzenin alanı genişletilmiş ve binaya yeni kanatlar eklenmiştir. Selanik ve çevresinde yapılan kazılarda rastlanan Arkaik, Klasik, Helenistik ve Roma dönemine ait eserler sergilenmektedir. Dolayısıyla bu müze, Makedon ve Selanik tarihine ayna tutmaktadır. Sonradan eklenen yeni kanatta iki sergi bulunmakta. Bunlar çeşitli mezarlıklardan toplanan eserlerin bulunduğu “Makedonya’nın Altını” ve Neolitik Çağ’dan Erken Bronz Çağ’a kadar olan döneme ait eserlerin bulunduğu “Tarih Öncesi Dönemlerde Selanik” tir. Müzenin ana bölümünde ise Selanik ve çevresinde bulunan Roma dönemine ait heykeller sergilenmektedir.

Selanik Gezi Rehberi: Ne Yenir?

Kurulduğu günden bugüne bir çok farklı kültürün etkisinde kalan Yunanistan’ın yemek kültürü bu sebepten ötürü çeşitlilik göstermektedir. Tourbulance Otobüsle Büyük Avrupa Turu’nun ilk durağı olan Selanik’te herkesin damak tadına uygun çeşitli lezzetlere rastlaması oldukça mümkündür. Ayrıca bir liman şehri olduğu için de ziyaretçilerine bir çok deniz ürünü lezzeti sunuyor. Asırlarca Osmanlı himayesinde kalması sebebiyle yöresel lezzetleri bir de Selanik’te deneyimleyebilir hatta bazılarını Türk isimleriyle bile bulabilirsiniz. Selanik Gezi Rehberi yazımızda Selanik’te tadabileceğiniz lezzetleri sizler için derledik.

Selanik’te kahvaltı kültürü, Türk kahvaltı kültürüne yakındır fakat domates – salatalık – peynir üçlüsünü masada görmezseniz de şaşırmayın. Kouluri (simit), Pita (peynirli, ıspanaklı börek) ve kahve ile yapılan kahvaltı da yaygındır.

Genelde öğle yemekleri 13:00 – 14:00 gibi başlar ve dolu dolu yenilen öğündür. Eskisi gibi geçerli olmasa da öğlen yemeği sonrasındaki uykunun sebebi bu öğünde dolu dolu yemekten sebep yapılırmış. Akşam yemekleri ise saat 21:00’dan itibaren başlar. 21:00 öncesi bir restoranı boş görürseniz popüler olmadığını düşünmeyin, henüz vakit gelmemiştir.

Garidomakoranada

Gardio; Karides, Makoranada; Makarna. İşte size karidesli makarna.

Moussaka

Kıyma, patates, patlıcan üzerine de beşamel sos olan bir yemektir.

Soutzoukakia

Salçalı köfteye benzetilebilir fakat baharat olarak biraz daha yoğun.

Melitzanes Papoutsakia

Karnı yarık benzeri bir patlıcan yemeğidir.

Gyros

Pide arası döner. Tavuk ve domuz eti olarak seçenekleri mevcut. Porsiyonlar büyük.

Souvlaki Kalamaki

Çöpşiş’ten biraz daha büyük et parçalarının şişe dizildiği bir yemek. Üzerine limon sıkılarak yeniliyor. Yanında genelde patates kızartması ve lavaş gibi bir pide ile servis ediliyor.

Gavros: Hamsi.
Sardeles: Sardalya.
Kalamari: Kalamar.
Horiatiki: Peynir içeren Yunan Salatası.
Tzatziki: Biraz yoğun olarak servis edilen cacık.
Spanakopita: Ispanaklı, peynirli börek.
Tsoureki: Çikolata soslu çörek.
Trigona: Karamel veya çikolata sosu ile dolu tatlı.
Rizogalo: Sütlaç,
Malempi Masticha: Sakızlı muhallebi.
Feta Me Meli: Kızartılmış feta peynirin üzerine bal ve susam dökülerek hazırlanan tatlı.
Loukoumades: Lokma tatlısı.

Selanik’te Ne İçilir?

Selanik Gezi Rehberi yazımızda Selanik’te tadabileceğiniz içecekleri sizler için derledik.

Frappe

İsteğe göre şeker ve süt ilave edilerek hazırlanan buzlu kahve.

Kanelada

Tarçından yapılan serinletici bir yaz içeceğidir. Alkollü kokteyllerde sıklıkla kullanılır.

Soumada

Bademden yapılan, soğuk tüketilen bir içecektir.

Ouzo

Türk Rakısı’na göre biraz daha tatlı ve yumuşak içimli Yunan Rakısı.

Mastika

Sert, sakız aromalı bir içecektir. Alkol oranı %45.

Metaxa

Genelde kahve yanında veya yemekten sonra tüketilen konyak.

Retsina

Çam reçinesi ile aromalandırılan şarap.

Tsipuro (Çipuro)

Üzüm posasından elde edilen Brendi. Daha çok shot bardaklarında meze, kuruyemiş veya helva eşliğinde soğuk tüketilen sert bir kutlama içkisidir.

Tsikouda

Rakı veya Girit Rakısı olarak bilinen sert bir içecektir. Üzüm posasından elde edilen bir Birendidir. Alkol oranı %35-60 arası değişmekte olup evlerde hazırlanıp Pazar ve dükkanlarda açıkta satılır. İsmi dışında Rakı ile benzerliği yoktur.

Mytos ve Alpha

Mytos açık renkli hafif içimi ile ülkenin en sevilen bira markasıdır. Alpha ise daha güçlü bir aromaya sahip bir biradır ve bazı kesime göre ülkenin en iyi birasıdır.

Selanik Gece Hayatı

National Geographic’in 2015 yılı raporuna göre Selanik gece hayatı konusunda dünyanın en iyi 10 şehrinden biri ve aksine pahalılıkta da 9. sırada. Son zamanlarda “uyumayan şehir” olarak adlandırılmaya başlanmış Selanik şehrinin tavernalarında geleneksel yunan eğlencesini yaşayabilir ya da birbirinden farklı konsept bar ve publarda vakit geçirebilirsiniz. Selanik Gezi Rehberi yazımızda Selanik’te gece hayatının aktığı mekanları sizler için derledik.

Kouzina

Ladadika’da bulunan Kouzina, en popüler tavernalardan. Yunan atmosferini tam anlamıyla yaşamak istiyorsanız burayı ziyaret edebilirsiniz. Yemekler ve mezeler her zaman taze ve fiyatlar gayet uygun.

Rouga

Harika bir Selanik gecesi yaşamak istiyorsanız ilk rotanız Rouga olmalı. Canlı müzik tavernası olan Rouga’da Türkçe müzikler de çalıyor. Oldukça fazla aperatif var ve mezeler gayet iyi.

Coral

Genellikle Selanik’teki elit kesimin gittiği bir kulüp. Popüler yabancı ve yunan pop şarkıları çalıyor.

Bedroom Club

Selanik’in en eğlenceli gece kulüplerinden biri Bedroom Club, hit müzikler ve ışık şovlarıyla sabahın ilk ışıklarına kadar hizmet veriyor.

Esatto

Sahil kenarında bulunan bu mekan bir şeyler yudumlayıp denizde gün batımını izlemek ve keyifli bir gece geçirmek için ideal. Sakin bir ortamda içkilerini yudumlamak isteyenler tarafından tercih edilmektedir.

Markiz Bar

Sahilde bulunan Markiz Bar, şehrin her zaman dolu olan ve en çok tercih edilen yerlerinin başında geliyor. Kalabalık içinde eğlenmeyi seviyorsanız bu mekanı denemek isteyebilirsiniz.

Diğer şehir rehberleri için Şehir Rehberi sayfamıza göz atabilirsiniz…